Deutsche Kinderbücher

Etiketler

10 Mart 2018 Cumartesi

Portakallı Kek ve Çocuk

Portakal sezonu geçmeden, elimin altında kalan birkaç portakalla, çocuklara mis gibi kokan, lezzetli mi lezzetli bir portakallı kek yapmak istedim. Bu kekin piştikten sonra, fırını açtığımdaki kokusu yüzlerce parfümün kokusununa bedeldir benim için. Hem güzel kokar hem de beni çok eskilere götürür. Küçüklüğümde annemin bu keki yapmasını sabırsızlıkla bekler, yaptıktan sonra da bir çırpıda yerdik. Bu kekte beni en çok cezbeden tabii ki lezzetinin yanında, az önce de söylemiş olduğum gibi en çok kokusu. Neyse, ben kekimi yapmadan önce, elimdeki bu portakalı çocuklara eğitici bir amaçla da kullanacağım. Yani bir taşla birkaç kuş vurayacağımı düşünüyorum. Vitamin, lezzet, koku,bilgi... Vitamin, lezzet ve kokunun kekten geleceği belli, ancak bilgi nasıl gelecek acaba? Çocuğuma yoğunluk kavramını bu portakal sayesinde göstermek istiyorum. Çok basit olan bu deneyimiz sonucunda çocuğumun, eminim ki ileriki okul hayatında karşılaşacağı önemli bir konuya, bu deney aracılığıyla, evde ilk adım atacağını düşünüyorum. Bunun yanında, yoğunluk kavramıyla karşılaştıktan sonra da, hafızasında yer olan bu portakallı deney sayesinde konuyu daha net anlayacağını ve derste daha başarılı olacağını düşünüyorum. 
Yapılışı ise çok basit. Öncelikle çocuklarımı yanıma çağırdım ve onlara eşit büyüklükte birer portakal verdim. Büyük oğlumun elimdeki portakalın kabuğunu soydum, küçük oğlumun elindeki portakalı soymadım. Ellerindeki bu portakalı içi su dolu olan büyükçe bir sürahinin içerisine atmalarını istedim. Ancak portakalları suyun içerisine atmadan, "Şimdi ne olacak?, Portakal suyun neresinde durur? şeklinde onları heyecanlandıracak ve yaptığımız deneye ilgilerini artıracak sorular sordum. Daha sonra, önce kabuğu soyulmuş olan portakalı sürahinin içerisinde yavaşça bıraktık ve çocuklarımın da vermiş olduğu cevap gibi portakalımız sürahinin dibine battı. Daha sonra küçük oğluma elindeki soyulmamış olan portakalı, içi su dolu olan sürahiye koymasını söyledim. Tabi yine portakalı elinden bırakmadan, ona bu portakalın da suyun dipine batıp batmayacağını sordum. O da "batabilir" diye söyledi. Ancak portakalı elinden bıraktığında, suyun dibine batmadığını ve önce suyun içinde yüzdüğünü ve yukarıya doğru çıkarak yüzeyde kaldığını gördük. Ben de onlara suyun üzerinde kalan portakalı elleriyle aşağıya doğru itmelerini istedim. İkisi de elleriyle suyun yüzeyindeki portakalı aşağı doğru ittirseler de, portakalın dibe batmadığını ve hala yukarıda kaldığını gördüler. Şaşırarak, "bu nasıl oldu?" diye sordular. Ben de onlara, kabuğu soyulmamış olan portakalın kabuğunda küçük havacıklar olduğunu ve bu havacaklar sayesinde, portakalımızın suyun üzerinde durduğunu söyledim. Biraz daha da açıklayarak, bunun ağırlıkla ilgili olmadığını, yoğunlukla ilgili olduğunu söyledim. Çünkü ağırlıkla ilgili olsaydı, kabuklu olan portakalın daha çok batması gerekirdi. Bu yüzden de kabuklu olan portakalın, kabuksuz olana göre yoğunluğunun daha az olduğunu ve bu yüzden suyun üzerinde durabildiğini açıkladım. Tabi bunun ayrıntılarını, okulda fen bilgisi dersinde daha güzel öğreneceklerini biliyorum, ancak bunu görsel olarak küçük bir deneyle evde yapmalarının onlara  ileride edilecekleri bilginin daha kalıcı olacağını düşünüyorum.
Bu küçük deneyimizin sonunda, ben portakallı kekimizi yaptım ve afiyetle yedik. Bundan sonra evde portakallı kek yapacak bütün annelere, keki yapmadan önce, portakalları bir de bu şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyorum. Bu deneyi yaparken kullanacağımız malzemelerimiz, 
- Bir adet büyükçe bir sürahi ya da vazo
- İki adet aynı büyüklükte portakal

Bu deneyimiz sonucunda çocuğumuz, görerek-yaparak ve yaşayarak öğrenmiş oldu. Gözlem yapma yeteneği gelişti ve neden- sonuç ilişkilerini kavradı. Ayrıca gelecekte okulda öğreneceği bilgilere bir adım daha önde olarak başladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder