Deutsche Kinderbücher

Etiketler

29 Nisan 2018 Pazar

PAZAR ALTILISI 📗📘📕📗📘📕

Geçen hafta yapmayı planladığım, ama bir türlü vakit bulup yapamadığım pazar altılısını bugün nihayet yapabildim. 
Benim pazar altılım üç kısımdan oluştu. İlk kısım benim ikilim, ikinci kısım Eymen'in ikilisi, üçüncü kısım ise Eren'in ikilisi oldu.



                                             
Yeşilçam filmi izlermişçesine okuyacağınız, içinde farklı hikayeler bulunan ve elinize aldığınızda bir günde bitirmek isteyeceğiniz bir kitap.



                                             



Kişisel gelişim kitabı arayanlar için tavsiye edebileceğim mükemmel bir otobiyografi. Beyin felci ile doğduğu için zihinsel özürlü olan ve doktorların çok fazla yaşamayacağını düşündüğü Christy Brown'un yaşam hikayesi.  





EYMEN İÇİN


Bencillikten vazgeçip, paylaşma ve arkadaşlık duygusunu kazandıran güzel bir  çocuk kitabı








Büyük- küçük herkesin okuması gereken mükemmel bir kitap. İçeriğinde kullanılan kelimeler çocuklara göre uyarlanarak yazılmış olan "Çocuklar İçin Küçük Prens" i bütün çocuklara tavsiye ediyorum.




28 Nisan 2018 Cumartesi

Karanlık Devir???



 Bugün izlediğim ve ardından oğlum Eymen'e izlettiğim çok güzel bir film. Tarihimizden, teknolojimizden, bilmediklerimizden ya da yanlış bildiklerimizden küçük bir kesit. Herkesin izlemesini ve izletmesini tavsiye ettiğim güzel bir seyirlik.
 Günümüzde kamera, fotoğraf makinası ya da kameralı cep telefonunun  kullanım yaygınlığı, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük.  Peki bu kameranın bulunmasına öncülük eden kişi  kim?

 

27 Nisan 2018 Cuma

Harun Kolçak'tan



HAYATTAN…
*Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiç bir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
*Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman, bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
*Cesur olmayı; değilsem bile öyle davranmayı öğrendim… Nasıl olsa, aradaki farkı kimse anlamıyor…
*Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi, ama ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
*Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim!… Çünkü herkes, “birine söylemek ihtiyacı” hissediyor…
*Yanıtını bilmediğim ve emin olmadığım konularda “Bilmiyorum” demenin daha faydalı olduğunu öğrendim…
*Ağzımı kapalı tuttuğumda, fazla hata yapmadığımı öğrendim!…
*Başarıya çıkan bir “asansör” olmadığını, tırmanmak gerektiğini öğrendim…
*İnsanların bana sadece, -benim izin verdiğim şekilde- davranabildiklerini öğrendim…
*Kıskançlığın, mutluluğun düşmanı olduğunu ve “mutlu olmak için başkalarına güvenme”nin sonsuza kadar hayal kırıklığı getirdiğini öğrendim…
*İnsanların kendinden daha az başarılı insanlarla, başarısını; mutsuz insanlarla da mutluluğunu konuşmaması gerektiğini öğrendim…
*Başkaları için olumsuz düşünüp acımasız ve kırıcı olanların, aslında güçsüz kimseler olduğunu ve sevgiyi sadece güçlü insanLarın bildiğini öğrendim…
*İnsanlara artık kızmıyorum… Çünkü, hayatlarında hataları, sorunları, mutsuzlukları olan insanların,karşılarındakileri kendi yerlerinde görmeye çalıştıklarını öğrendim…
*”Ben bu hatayı nasıl yaptım?” demek yerine, en mükemmel düşünenlerin bile hata yapabileceğini; önemli olanın, ders alıp yinelememek olduğunu ve yeni hatalardan daha az zararlı çıkmayı öğrendim…
*Hayattaki en önemli çözümün, neyin “önemli” olduğuna karar verip gerisini çöpe atmak olduğunu öğrendim…
*BENİ ELEŞTİREN, BANA BİR ŞEYLER SÖYLEME YETİSİNİ KENDİNDE BULANLARA , “CEVAP VERMEME”Yİ ÖĞRENDİM…
ÇÜNKÜ BU TARTIŞMA, HİÇ BİR ZAMAN BİTMEYECEKTİR…
*Sadece “ders almak” için arkama bakmayı, sadece “yüksek sesle düşünebilmek” için sorunumu bir başkasına anlatmayı öğrendim…
“Çözüm” için değil…
*”İmkânsız” diye bir şey olmadığını, çok istediğimde imkansızı eldeedebildiğimi, asıl savaşı kazanabilmek için “küçük çarpışmaları
kaybetmeyi” göze almayı öğrendim…
*Zamanı ve sözleri, dikkatsizce kullanmamayı öğrendim… Çünkü geri alamıyorum…
*Ne kadar çaba harcarsam harcayayım, bazılarının mutsuzluk için her zaman bir “neden” bulabildiğini öğrendim… ARTIK ÇABALAMIYORUM!
*Önemli olan şeyin, başkalarının benim hakkımda ne düşündükleri değil; benim kendim hakkındaki düşüncelerim olduğunu öğrendim…
Kendimi yargılıyorum…
*”Affetmek ve Unutmak”… Eğer güçlüysen başarabildiğini ve kin tutmanın beni rahatsız ettiğini
öğrendim…
*Nerede ve ne şartlarda olursa olsun, yaşadığım yeri güzelleştirmeyi öğrendim…
*Sürekli “BEN DÜRÜSTÜM, BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM, SEN FARKLISIN” diyenlerden kuşkulanmayı öğrendim!…
*Durum ne kadar vahim olursa olsun, soğukkanlılığımı yitirmemeyi, gülümsemeyi; her şeyi negatif ve kötü düşünen, mutsuz olan insanlardan ayrı kalmayı öğrendim…
*Beni kızdıran birine cevap vermeden önce, 10 saniye düşünmeyi, nefesalmayı ve kendime sakinleşmek için zaman tanımayı öğrendim…
*Bugünkü her üzüntümün ve her acımın, benim yarınki mutluluğumu hazırladığını öğrendim…
*Yapmak istediklerimden asla vazgeçmemeyi, büyük düşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu ve “başarmanın en kısa yolu” olduğunu öğrendim…
*”Kaybedecek neyim var?” demek yerine , yaşadığım her şeyde “kazanacak çok şeyim var!” demeyi öğrendim…
*Hayatı, gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrendim…
*En önemlisi de, kendime gülmeyi, kendimle eğlenmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim!





Harun Kolçak

25 Nisan 2018 Çarşamba

Yaşam Döngüsü (Loop)



Yine bugün izlediğim ve çok beğendiğim; bu yüzden sizlerle paylaşmak istediğim iki küçük video. İyi seyirler.








23 Nisan 2018 Pazartesi

23 Nisan

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 98. yılını ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlar, bayramın bütün dünya çocuklarına barış ve mutluluk getirmesini dilerim.








22 Nisan 2018 Pazar

Kuğular Suda Islanmaz


Bildergebnis für kuğu resmi

Bugün hayatımda ilk defa duymuş olduğum bir bilgiyi sizlerle de paylaşmak için bu satırları yazmaya karar verdim. Hava güzel olduğu günlerde yaptığımız gibi, bugünkü güneşli ve güzel pazar gününde de ailece yine sabah erkenden, kanal kıyısında yürüyüş yapmaya gittik. Kanal kenarında güneşlenenler, çevresinde bisiklete binenler, yürüyüş yapanlar ve kuğulara yem verenlerle dolu cıvıl cıvıl bir pazar gününe başladık. Yürüyüş yaparken kanal kenarına biraz fazla yaklaştığımızda, kendisine yem vereceğimizi zanneden bir kuğu bize doğru yaklaştı ve çimenlerin üzerine doğru yürümeye başladı. Küçük oğlum da onu görünce, ona doğru koştu ve oğlumun bu tepkisinden korkan kuğu, tekrar hızlıca suya doğru ilerledi ve uzaklaştı. Bu sırada yanımda duran büyük oğlum ise bana, kuğunun şimdi sudan çıkmasına rağmen neden kupkuru olduğunu sordu. Aslında ben bu detayı hiç fark etmemiştim. Gerçekten öyle miydi, yoksa oğlum mu öyle algılamıştı bilemedim. Yanlış bir şey söylememek adına, tam olarak bilmediğimi ama eve gidince araştırıp ona doğru cevabı vereceğimi söyledim. Eve geldiğimizde ilk işim, hemen internetten bu sorunun cevabını bakmak oldu. Evet, oğlum haklıymış, kuğular gerçekten ıslanmazmış. Sebebi ise, tüylerindeki yağ tabakası imiş. Tabi ben bunu oğluma daha güzel bir şekilde göstererek anlatmak istedim ve bunun için hemen ecza dolabından iki parça pamuk aldım. Daha sonra küçük bir leğenin içerisine su doldurdum ve oğluma pamuklardan bir parçasını suyun içerisine batırmasını söyledim. O da pamuğu suyun içerisine batırdığında, pamuk ıslanarak yavaş yavaş suyun dibine doğru çöktü. Sonra ikinci pamuğu zeytinyağına bandırdım ve oğluma vererek, bunu suyun içerisine batırmasını söyledim. Oğlum bu vermiş olduğum ikinci pamuğu suya bıraktığında, bunun batmadığını ve suyun üzerinde yüzdüğünü izledik. Oğluma bu pamuğun batmamasının sebebinin, üzerindeki yağ tabakası olduğunu söyledim. Sonra da ona, kuğuların tüylerinde de böyle bir yağ tabakası olduğu için, onların ıslanmadığını söyledim. O da, hem az önce sormuş olduğu sorunun cevabını doğru bir şekilde, görerek ve yaşayarak öğrenmiş, hem de dağarcığına yeni bir bilgi eklemiş oldu. (Tabii ki ben de)😊
Bu çalışmayı yaparken kullandığımız malzemeler: 
- Bir adet küçük leğen 
- Su

- Zeytinyağı
- 2 parça pamuk
Hangi konunun, hangi şekilde, ne zaman insanın karşısına çıkacağı hiç belli değildir. Kimi zaman derste, kimi zaman sınavda, kimi zaman bir konuşma esnasında, kimi zaman ise bizimki gibi yürüyüş yaparken... Bence bilmek çok güzeldir, ancak bildiğini başkalarına aktarmak daha da güzeldir. Ben de yeni öğrenmiş biri olarak, bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istedim. Az önce de söylemiş olduğum gibi, ne zaman karşımıza çıkacağı belli olmayan, basit, hatta ve hatta önemsiz olarak bile düşünebileceğimiz bu küçük bilgi, belki de hayatımızın bir evresinde çok önemli bir şekilde karşımıza çıkabilir. Bu yazı sayesinde bu bilgiyi öğrenmiş olanların, başkalarına da öğretmesi dileklerimle...







21 Nisan 2018 Cumartesi

Yeşil Kuşak

Tekvando'da yeşil kuşak olduk.🏅🏅🏅🎉🎉🎉
Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.  Mustafa Kemal Atatürk

Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
Mustafa Kemal Atatürk




20 Nisan 2018 Cuma

Ayakkabım (Kısa Film)

Sahip olduklarımızın değerini bilmemiz dileklerimle...









Berlin'de

Üç ağaç yan yana, kol kola. Biri yeşil, biri pembe, biri beyaz.  Kardeşçe, dostça, kavgasızca.  Bu sabah çocukları okula götürürken çektiğim bir resim. Çok beğendim ve paylaşmak istedim.






 Sonra da durdum düşündüm.  Aynı toprağın üstünde yetişen farklı renkli çiçekler,  yan yana, mutluca böyle güzel poz veriyorken; neden aynı toprağın üstünü paylaşan ve yine aynı toprağın altını paylaşacak olan insanlar böyle kenetlenmiyor?



18 Nisan 2018 Çarşamba

Yılın en iyi kısa filmi



Çok beğenerek izlediğim ve sizlerle paylaşmak istediğim, kısa ama dolu dolu bir film.😊


17 Nisan 2018 Salı

Renklerin Oluşumu- Yürüyen Renkler



Dün akşam okuldan geldikten sonra heyecanla çantasından boyalarını, kalemlerini çıkaran oğlum, hemen resim yapmaya koyuldu. Bu resim yapma isteği ve heyecanı nereden geldi anlayamadım ama, resim yaparken kendini iyice kaptırdığını görünce, kendi haline bıraktım. Yanından geçerken şöyle bir göz attığımda, gökyüzünden aşağı doğru uzanan bir dere, etrafında ağaçlar ve bir ev resmi yaptığını gördüm. Bu resim bana küçüklüğümde yapmış olduğum resimleri hatırlattı. Ben de aynen buna benzer şekiller çizip, rengarenk boyardım. Mutfağa geçip akşam yemeğini hazırlarken,  oğlumun "anne" diye seslenişini duyunca yanına gittim. Odaya girdiğimde masanın altına, sağa-sola, etrafa bakındığını ve bir şeyler aradığını fark ettim. Ne aradığını sorduğumda bana, yeşil renkli boyasının kayıp olduğunu, eğer bulamazsa yaptığı ağaçları boyayamayacağını ve bu zamana kadar boşuna uğraşmış olacağını söyledi. Ben de boşuna üzülmemesini, ikimiz beraber arayıp bulabileceğimizi, eğer bulamazsak başka bir çaresini arayacağımızı söyledim. O da sessizce benimle aramaya devam etti, ancak bulamadık; sanırım okulda unutmuş. Üzüldüğünü fark edince ona, yeşil renkte boyası olmamasına rağmen, bizim bu ağaçları yeşil renge boyayabileceğimizi söyledim. Bunu nasıl yapacağımızı sorduğunda ona, "renkleri karıştırarak" cevabını verdim. Ama onu direk elindeki boyalarla göstermek istemedim, olaya biraz heyecan, biraz gizem katmak istedim. Mutfağa gittim ve oğlumu da yanıma çağırdım ve ona bazı renklerin karışımından, farklı renklerin nasıl ortaya çıkacağını göstereceğimi söyledim. Bunun için gerekli olan malzemelerimi masanın üzerine koydum. Bu malzemeler: 
- Yedi bardak su
- Kırmızı, sarı, mavi gıda boyası
- Kağıt havlu
Öncelikle bütün bardakları su ile doldurduk. Sonra en baştaki ve en sondaki bardağa mavi gıda boyası döktük. Daha sonra üçüncü ve beşinci bardağı da sırasıyla sarı ve kırmızı gıda boyaları koyduk. Yani aradaki ikinci, dördüncü, altıncı bardaklarda sadece saf su olacak şekilde gıda boyalarımızı bardaklara dökmüş olduk. En sonunda ise, kağıt havluları katlayarak iki bardak arasında bağlantı kurduk. Bunu bütün bardaklarda gerçekleştirdik. 
Daha sonrasında oğluma, şimdi akşam yemeği yiyeceğimizi ve bu yemek esnasında oluşacak olan bardaklardaki görüntüyü birlikte seyredeceğimizi söyledim. Yemek sonrasında ise saf suyla dolu olan bardakların, yanlarındaki iki bardağın renklerini kağıt havlu aracılığıyla kendine çektiğini ve yeni renkler oluşturduğunu gözlemledik. Oğluma dönerek "Şimdi, resmindeki ağaçları boyamak için yeşil rengi nasıl elde edebileceğini öğrendin mi?" diye sorduğunda hemen, mavi ve sarıyı karıştırarak bunu elde edebileceğini söyledi. Ben de bu yapmış olduğumuz küçücük deney sayesinde ona hem renkler hakkında önemli bir bilgi vermiş, hem de bu görsel şölen eşliğinde yemek yerken, gözlem yaparak öğrenme becerimizi geliştirmiş olduk. Herkese tavsiye edebileceğim bu etkinliği yapacak olanlara şimdiden bol eğlenceler diliyorum...🎨🎨🎨


15 Nisan 2018 Pazar

Son Gün

 Daha önceden "Etkinlik" başlığı ile paylaşmış olduğum 23 Nisan'da " Mutluluk Bayramı" projesi için bugün son gün olduğundan dolayı bir kez daha paylaşmak istedim. Bu projeyi hazırlayanlara, katılanlara, destekleyenlere sonsuz sevgilerimi gönderiyorum. Tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum.


https://bulutgolgesi.blogspot.de/2018/03/23-nisan-mutluluk-bayram-na-siz-de.html?m=1

23 Nisan "Mutluluk Bayramı" na Siz de Katılmak İster misiniz?


                                              
Merhaba Sevgili Dostlarım

Ben unutsam, sizin unutmadığınız, ben geciksem sizin önüm sıra koştuğunuz bir bayram daha geldi.

Paylaşımlarınızla anlamına derinlik kattığınız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın bir diğer adı da "Mutluluk Bayramı" bizim için.

Biz, yani Serebral Palsili, Lösemili çocuklarımız, sizler ve ben.

Yıllardır bir bulutun gölgesinde (!)  pamuk kalpler, marifetli güzelim ellerle çocuklar için hediyeler hazırlayan SİZler... Bıkmadan, yorulmadan, bir "off... yine mi" demeyen SİZ.

Bazen daha kalabalık, sayıca bazen daha azız. Bazen daha çoşkulu, bazen ülke gündeminden, hayatın önümüze getirdiklerinden yorgun ama paylaşmanın uğuruna inanmış bir grup kadın.

Her defasında yeni yeni meleklerin katılımı ile etkinliğimizi de kalbimi de şenlendiren bayram kapımızda. Emeğiniz bir çocuğumuzun yüzünde gülümsemeye dönüşsün isterseniz lütfen bana yazın.

14 Nisan 2018 Cumartesi

Kendi Kendine Şişen Balon




Bugün havanın serin olmasından dolayı, dışarıya çıkamayan benim miniklerin sıkılmaya başladığını anlayınca biraz heyecan, biraz eğlence ve biraz da öğrenmeye ihtiyaçları olduğunu düşündüm. Onları oturma odasındaki sehpanın etrafına oturttum ve beni beklemelerini söyledim. Biraz da ağır davrandım ki, beni beklerlerken iyice heyecanlansınlar ve yapacağımız etkinliğin tadına iyice varsınlar istedim. Birazdan, az önce içmiş olduğumuz gazozun boş şişesini,   çocukların sıkılacağı zamanları kollayarak çekmecede hazır ettiğim balonlardan bir tane, sirke, karbonat ve bir tane çay kaşığı getirdim. Hepsini sehpanın üzerine koydum ve ilgilerini artırmak için, "Siz hiç kendi kendine şişen bir balon gördünüz mü?" diye sordum. Onlar da görmediklerini söyleyince, sehpanın üzerindekileri işaret ederek, "O zaman birazdan göreceksiniz" dedim.  Ama bunu hepimiz birlikte yapacağımızı, hepimizin bir görev üstleneceğini söyledim. Onlar da ilginç bir etkinlik yapacak olmalarının sevincini yaşayarak, heyecanla hemen yapmak istediklerini belirttiler. Büyük oğluma şişenin içerisine bir miktar sirke dökmesini (yaklaşık 2-3 cm kadar), küçük oğluma da balonun içine bir çay kaşığı karbonat koymasını söyledim. Onlar dediklerimi yaptıktan sonra, ben de aceleyle balonu şişenin ağzına hızlıca geçirdim. Birkaç saniye içerisinde balon yavaş yavaş kendiliğinden şişmeye başladı. Balon şişerken, iki oğlumun da gözleri ilk defa böyle bir şey görmenin heyecanıyla yavaş yavaş büyümeye başladı. Kendilerinin de bu deneye aktif olarak katılmaları ve deneyin başarıyla sonuçlanması onları çok sevindirdi ve heyecanlandırdı. Belki yarım saat boyunca sehpanın başından kalkmadan balonun hareketlerini izlediler ve artık balon yavaş yavaş inmeye başladığında, onu gözlemeyi bırakarak, bu olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalıştılar. Onların anlayabileceği basit bir şekilde, sirke ve karbonatın bir araya geldiğinde, oksijen miktarının arttığını ve bu yüzden yukarıya doğru basınç yaptığını, böylece de balonumuzun şiştiğini söyledim. Bu etkinliğimiz sayesinde monoton geçen bir tatil gününü hem biraz heyecanlandırmış, hareketlendirirmiş, hem bir şeyler öğrenmiş, hem de çocukların gözlem yapma yeteneklerini geliştirmiş olduk.  Evde yapılabilecek bu çok basit ve eğitici olan deneyimiz için gerekli olan malzemeler: 
- Bir adet boş şişe
- Bir çay kaşığı karbonat
- Yaklaşık 2-3 yemek kaşığı sirke
- Bir adet balon🎈

Herkese tavsiye edebileceğim bu çalışmayı yapacak olan herkese bol eğlenceler diliyorum.

13 Nisan 2018 Cuma

Başarı 👏👏👏

"Yumurtam çatlamasın"  projesini başarıyla tamamladık. Pazartesi günü başladığımız bu etkinlik bugün saat 16:00 itibari ile sona erdi ve oğlum yumurtasını gayet sağlam bir şekilde eve getirdi.  Sadece yumurtanın üzerini boyadığımız için, boyaların renginde biraz kararma meydana geldi, ama bu zaten beklediğimiz bir şeydi. Okul çıkışı oğlumu okula almaya gittiğimde öğretmeni ile konuştum ve bana bu proje için çok teşekkür etti. Haftaya bütün öğrencilere bilgilendirme metni vereceğini ve ailelere yollayacağını, bu şekilde önümüzdeki haftalarda bütün sınıfça böyle bir projeye imza atacaklarını söyledi. Tabi ben de projemizin böyle beğenilmesine ve sınıfça yapılacak olmasına çok sevindim. Oğlum da başarı elde ettiği için hem mutlu oldu hem de eminim kendine güveni arttı. Projemizi okumayanlar için:
https://berlin7586.blogspot.de/2018/04/yumurtam-catlamasn-projesi.html?m=1

İyilik Eden İyilik Bulur


 Herkese hayırlı cumalar ve hayırlı kandiller dilerim. 
 İyilik eden iyilik bulur...


12 Nisan 2018 Perşembe

Yanardağ Deneyi


Bildergebnis für yanardağ deneyi

Bugün bol aksiyonlu, bol eğlenceli ve oldukça eğitici bir çalışma yaptık. Yanardağ  Deneyi. 
Okulda yapılan deprem tatbikatı sonucunda oğlum,  şu sıralar doğa olayları ile oldukça ilgilenmeye başladı. Evde sürekli deprem, sel, toprak kayması, yanardağ püskürmesi gibi olaylar hakkında sorular soruyordu. Ben de ilkokul yıllarında arkadaşlarımla beraber grup çalışması şeklinde  yapmış olduğumuz yanardağ deneyini hatırladım ve onu biraz da kendime göre geliştirerek oğlumla evde yapmaya karar verdim. Ona, evde yanardağ püskürmesi görmek isteyip istemediğini sorduğumda, çok heyecanlandı ve çok görmek istediğini söyledi. Tabi işin içerisinde patlama, püskürme gibi aksiyon dolu olaylar olunca, çocukların daha çok ilgisini çekiyor, heyecanlandırıyor ve güzel vakit geçirmesine sebep oluyor.    Bu yüzden ben fikrimi söyler söylemez, oğlum hemen deney yapma moduna girdi, kollarını sıvadı ve alelacele bana hangi malzemeleri kullanacağımızı sordu. Ben de bu deneymiz için gerekli olan malzemeleri hazırlamaya başladım. Bunlar: 
- Bir adet soda şişesi
- Folyo 
- Kabartma tozu 
- Sirke 
- Birkaç damla bulaşık deterjanı
- İsteğe bağlı oyun hamuru
- İsteğe bağlı gıda boyası
- İsteye bağlı kum geçen hafta yaptığımız ay kumunu kullandık
  ( berlin7586.blogspot.de/2018/03/ay-kumu.html )
- Genişçe bir tepsi
  
Ben malzemeleri hazır ettikten sonra, oğluma soda şişesini uzattım ve ona şişeyi folyo ile kaplamasını söyledim. Daha sonra görsellik açısından dağa benzetebilmek için biz oyun hamuru kullandık. Tabi bu kullanılmasa da olur, ancak biz folyomuzun dışını, dağ rengi verebilmek için kahverengi oyun hamuru ile kapladık. Daha sonra dağımızı geniş bir tepsiye aldık ve geçen haftalarda yapmış olduğumuz ay kumunu dağın etrafına serpiştirdik. (Bunu da görsellik amacıyla yaptık, olmasa da olur). Şimdi ise en heyecanlı kısmına geldiğimizi söyledim ve oğluma bir miktar kırmızı gıda boyası, birkaç damla bulaşık deterjanı ve kabartma tozunu verdim. Bunları soda şişemizin, yani dağımızın içerisine dökmesini istedim. Son olarak ise bir miktar sirke dökmesini söyledim. Birkaç saniye içerisinde ise yanardağmız hareketlendi ve lav püskürtmeye başladı. Çok ilginç ve güzel bir görüntü meydana çıktı. Başta da söylemiş olduğum gibi, küçük de olsa bir püskürme, patlama olayı yaşadığımız için, oğlumla çok heyecanlı bir aktivite yapmış olduk. Daha sonra oğluma dönerek gerçekte yanardağ olayının da aynı bunun gibi olduğunu, yanardağın içerisindeki gazların genişleyerek, basınç sonucu patlamaya neden olduğunu söyledim. Tabi çok fazla ayrıntısına girmedim. Bu konuyu ileride fen bilgisi dersinde ayrıntılı olarak mutlaka öğrenecektir, ancak küçük bir ön bilgi ile girmesinde hiçbir sakınca yoktur. En azından yanardağ patlaması olayının nasıl gerçekleştiğini gözünde canlandırmış ve merakını gidermiş oldu. Ona gazlı bir içecek içerken sallayıp kapağını açtığında da aynı bu olayla karşılaştığını, şişe sallandığında karbondioksit moleküllerinin ayrışıp, gaz ve basınç birikmesi sonucu püskürdüğünü söyleyip, ikinci bir örnek de vermiş oldum. 
Bizim yapmış olduğumuz bu deneyde de kabartma tozu ve sirke karışımının, karbondioksit gazına neden olduğunu, bu gazın da böyle köpükler oluşturduğunu söyledim.
Bu deney sonucunda oğlumun hem konu ile ilgili merakı yatışmış, hem içinde yaşamış olduğu dünyayı daha yakından tanımış, hem de deney-gözlem sayesinde, sebep sonuç arasındaki ilişki kurma yeteneği artmış oldu. Tabi en önemlisi çok güzel ve keyifli bir zaman geçirmiş olduk. Evde yapılabilecek çok basit ve eğlenceli bir deney olduğu için herkese tavsiye ederim.

📓📗📔📒📗📚📘📖📙

📓📕📔📗📘📙📖


11 Nisan 2018 Çarşamba

Mimleşmek-Hediyeleşmek



BLOG YAZARINI TANIMA MİMİ


Mimleşme-Hediyeleşme

Bugün Oytun'la Hayat adlı blog arkadaşım beni bu etkinliğe davet etti. Daha önceden yapmıştım ama "mimleşme hediyeleşme" etiketinden yola çıkarak tekrar yapmak istedim. Bu güzel daveti için buradan bir kere daha teşekkür ediyorum. 

1- Nerelisiniz ?

Kocaeli' liyim ama yaklaşık 11 senedir Almanya' da (Berlin'de) ikamet ediyorum. Doğduğum yer Kocaeli, doyduğum yer Berlin. Memleket Türkiye🇹🇷🇹🇷🇹🇷

2-Burcunuz ?


Tipik bir yengeç burcuyum. Evcilim, hassasım, maalesef alınganım, mükemmelliyetçiyim... 

3-Bloglarda en çok ilginizi çeken şeyler ?


 Kitap tanıtımlarını severim, yeni filmleri tanımayı, gezmediğim yerlerin fotoğraflarını görmeyi,  kişisel gelişime faydalı olabilecek her türlü yazıyı severek takip ederim.

4- En sevdiğiniz mevsim ?


Yaz, yaz, kesinlikle yaz 🌞🍉🍦

5-Yabancı Diliniz ?


Almanca ve İngilizce

6- Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bol bol kitap okuyarak, yazı yazarak, iki çocuğumla evde ve dışarıda çeşitli aktiviteler yaparak değerlendiriyorum.

7- En son okuduğunuz kitap ?


Az önce bitirmiş olduğum "Solange Du Atmest" (Joy Fielding) 

8-Hayatınızda pişman olduğunuz bir şey


Çok basit ve kaydadeğer önemli bir pişmanlığım olmadığı için, şu an hatırıma gelmiyor. Mutlaka olmuştur ama beni ve hayatımı çok fazla etkilemediği için "pişmanlık" kelimesi sanırım biraz ağır gelebilir. 🙏

9- Tuttuğunuz takım ?


Galatasaray takımını tutuyorum, ama sözde tutanlardanım, çünkü oyuncularını bile tanımıyorum. Sadece hangi takımı tuttuğumu soranlara, Galatasaraylıyım demekle yetinenlerdenim.

10- Çantanızdan eksik etmediğiniz şeylerden bazıları ?


Cüzdan, mendil, cep telefonu, anahtar...

11- En sevdiğiniz içecek


Kesinlikle Türk kahvesi ☕️☕️☕️ , ama Fındıklı Latte'ye de hayır diyemem.
12- Ve son olarak bloğunuzdan hiç para kazandınız mı?

Hayır, benim bu blogu açmamdaki ilk amacım, çocuklarıma ileride çok güzel bir hatıra bırakmak. Yaşadıklarımızı yazıya döküp, burada biriktirmek ve daha sonra büyük bir hatıra defteri niteliğinde kitaplaştırmak...

 Sanırım bu mimi pek çok kişi yaptı, ben de buradan gözümden kaçmış olan, yapmamış kişileri mimliyorum. Yapmayın herkes üstüne alınabilir.

10 Nisan 2018 Salı

Çocuklara kolay renk ve şekil öğretimi

Bugün Eren'le birlikte renk ve şekil öğrenme çalışması yaptık. Rengarenk farklı şekillerle oynamak çok hoşuna gittiğinden, şimdi kendisi içeride hala denemeler yapıyor. Tesadüfen bir alışveriş merkezinde gördüğüm bu renk-şekil tablosu tam zamanında imdadıma yetişti.  Bu günlerde Eren'e renkleri öğretmeyi planlıyordum.  Bu oyuncak sayesinde hem renkleri hem de şekilleri rahatlıkla öğretebileceğim. Bu eğitici oyuncak, sanırım bir çok kitapçıda ya da çocuk oyuncakları, kitapları satan yerlerde bulunabilir. Ama çok kolaylıkla evde de hazırlanabilir. 2-3 yaşlarında çocuğu olan annelere fikir olması açısından paylaştım.  Yapacak olanlara kolay gelsin.  Gayet eğitici ve eğlendirici bir etkinlik.









9 Nisan 2018 Pazartesi

Monopoly Oyunu

 Bu hafta sonu ailece keyifle oynadığımız Monopoly oyununu ortaya çıkardım. Neredeyse iki aydır oynamamıştık, bir özlem giderelim dedim. Bu oyun hepimizin o kadar çok hoşuna gidiyor ki, zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamıyoruz. Normalde kalabalıkla oynarken çok daha zevkli oluyor ama, bugün sadece iki kişiyle, yani oğlum Eymen'le beraber oynadık. Küçük oğlum öğle uykusuna yatınca, büyük oğlumun sıkıldığını anladım ve hemen bu zamanı Monopoly oyunuyla değerlendirmek istedim. Bu oyunu, çocuğumun bir çok becerileri bir arada öğrenmesi ve geliştirmesi açısından da çok başarılı bulduğumdan, ilk tercih ettiğim oyunlardan bir tanesi diyebilirim. Oyun esnasında sırasını bekleme zorunluluğu olduğundan sabırlı olmayı; yaptığı hamlelerin olumlu ve olumsuz tüm sonuçlarını görüp, sonuçlarına katlanmayı; hesap yapmayı; sanal da olsa para kullanmayı, hesaplamayı ve parayla doğru, mantıklı yatırım yapmayı öğrendiğinden, Monopoly benim için hem eğlendirici hem de öğretici çok güzel bir oyun diyebilirim. Küçük oğlum Eren'in yaklaşık 2 saatlik öğle uykusu boyunca, Eymen'le birlikte kesintisiz bu oyunu oynadık ve çok eğlendik. Her oyunun sonunda olduğu gibi bizim oyunumuzun da mutlaka kazananı ve kaybedeni oldu. Oyunu ben kazandım ve oğlum çok güzel bir centilmenlik örneği göstererek oyunun sonunda elimi sıkıp beni tebrik etti. Bu da bence en güzel kazanımlardan biriydi. Tabi önemli olan sonuç değil, oyundan almış olduğumuz zevkti. Çocuklarını evde televizyondan ya da sanal oyunlardan uzaklaştırmak isteyen anneler için, birlikte oynanabilecek ve güzel vakit geçirilebilecek, ısrarla tavsiye edebileceğim mükemmel bir oyun. Oynayacak olan herkese bol eğlenceler diliyorum...





8 Nisan 2018 Pazar

Yumurtam Çatlamasın Projesi



Sorumluluk belki de kişilerin en başta öğrenmesi gereken değerler eğitiminden biridir. Sorumluluğu öğrenen bir çocuk, hem başkalarının hakkına saygı gösterir, hem de kendi davranışlarının sonuçlarına sahip çıkarak, doğruları daha güzel öğrenir. Yapması gereken bir işi sonuna kadar götüren ya da yapmakta devam eden bir çocuk, sorumluluk sahibi olmuştur. Kendi kararlarını verebilen, aldığı kararların sonuçlarını kabul edebilen, bağımsız davranabilen, özgüven sahibi ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bireyler yetiştirmek, tabii ki tüm anne-babaların ve öğretmenlerin en büyük isteklerinden biridir. Tabii ki her evde olduğu gibi bizim evimizde de herkesin bir sorumluluğu var. Küçük yaşlarından itibaren çocuklarıma neyi nerede ve nasıl yapacağı konusunda yol gösterici olmaya çalışırken, onların bağımsız bir kişilik geliştirmeleri için sorumluluk duygusu kazanmalarına da yardımcı olmaya çalıştım. Tabii ki sorumluluğu öğrenmenin de diğer beceriler gibi olduğunu düşünüyorum; ne kadar çok denenirse o kadar başarılı olunacağı taraftarıyım. Bugün bir internet sitesinde okumuş olduğum ve çok çok hoşuma giden bir projeyi, biraz da kendimce geliştirerek, çocuğumla yapmayı planlıyorum. Hatta bunun için bugün ilk adımı da attık. Projemizin adı "Yumurtam Çatlamasın Projesi" 
Bu proje ile, çocuğumun bir hafta boyunca az önce evde süslemiş olduğumuz haşlanmış yumurtayı evden okula, okuldan eve özenle taşıyıp, çatlatmadan getirip götürmesini amaçladık. Oğluma böyle bir etkinlik yapıp yapmak istemediğini sorduğumda, hevesli bir şekilde yapmak istediğini söyleyince, kolları sıvadık ve bir tane yumurtayı geçen haftalarda yapmış olduğumuz gibi soğan kabuğu ile boyayarak kaynattık. Soğuduktan sonra oğlum üzerine keçeli kalem ile şekiller de çizdi ve güzelce süsledi. Sonra evdeki yedek beslenme kutusunun içerisine pamuk döşedik ve pamukların içerisine bu süslediğimiz yumurtayı koyduk. Bunu yarın sabah okula giderken çantasına koyacağız ve akşam gelince çatlayıp çatlamadığını kontrol edeceğiz. Bunu cuma gününe kadar aynı şekilde yapıp izleyeceğiz.  Bakalım sonuç ne olacak?


7 Nisan 2018 Cumartesi

Dört Kadın (Kısa Film)



 Maalesef hayattan izler taşıyan bu kısa ama anlamlı filmi,  hem üzülerek izledim, hem de çok beğendiğim için sizlerle paylaşmak istedim. Belki de uzun uzun izlediğimiz bir sürü filmin, hatta her  gün haberlerde duymuş olduğumuz kadın haberlerinin,  yaklaşık 9 dakika içerisine  sığdırılmış, ama çok güzel anlatılmış hali diyebilirim. 


6 Nisan 2018 Cuma

Jolo's Kinderwelt'te Güzel Bir Gün

Bugün çocuklarla birlikte çok güzel bir gün geçirdik. Onlar mutlu bir şekilde oynarken, ben  ve arkadaşım da, kahvelerimizi yudumlayarak dinlenmenin tadına vardık.  Bu güzel ve eğlenceli günümüzün sonunda çocuklar kalabalıkta oyun oynarken başkalarının hakkına saygı duymayı, onlarla kaynaşmayı öğrenirken, kendi beden koordinasyonlarını da daha güzel geliştirme yetisi kazandılar. Bu güzel günümüzden bir kaç kare:




Jolo`s Kinderwelt Berlin



Abi kardeş bisiklet turu


Zıp zıp


Keyifli bir tur


Yemek molası




İki kardeş


Her yerde oyun



Annelerin yorgunluk kahvesi




Çuf çuf


Renkli topların içinde




5 Nisan 2018 Perşembe

Kaplumbağa Kurabiye




Normalde başkalarının evinin önünden geçerken, içeriden gelen yemek kokusu hoşuma gitmez ama bugün komşunun mutfağından öyle güzel bir kurabiye kokusu geliyordu ki, kendimi kaybettim. Kafama koydum, bugün mutlaka yapmalıydım.  Akşam kahvesinin yanında mis gibi kurabiye...🍪🍪🍪
Uzun zamandır çocuklarla mutfakta bir şey yapmadığımı da düşününce, olaya onları da katmaya karar verdim. Zaten mutfakta iş görmeye bayılıyorlar. Geçen sene oğlumun doğum gününde yapmış olduğum ve görüntüsünden dolayı (tabii ki lezzetinden de) çocukların gözdesi olan kaplumbağa kurabiye yapmaya karar verdim. Hatta küçük oğlum başta yemeye kıyamamış ve bize de yedirtmemişti. Sonra ucundan kıyısından derken bir tane yedikten sonra gerisi gelmiş, 10 dakika içinde masada bir tane bile kaplumbağa kurabiye kalmamıştı. Bugün bu kurabiyeyi yapmanın tam zamanı diye düşündüm ve kolları sıvadım. Öncelikle malzemelerimi hazırladım. Kaplumbağa kurabiye için gerekli olan malzemeler:
- 250 gr oda sıcaklığında tereyağı
- Bir çay bardağı sıvı yağ
- Bir adet yumurta
- Bir su bardağı pudra şekeri 
- Bir paket vanilya 
- Yarım paket kabartma tozu 
- 3,5 su bardağı un 
- 3 yemek kaşığı kakao 
- Bir çay bardağı damla çikolata

Malzemelerimi hazırladıktan sonra çocukları mutfağa çağırdım ve onlara kaplumbağa kurabiyeyi hatırlayıp hatırlamadıklarını sordum. Onlar da gözleri parlayarak hatırladıklarını ve çok mükemmel olduğunu söylediler. Bu cevabın üzerine onlara sürpriz mahiyetinde, bugün o kurabiyeden yapacağımızı söyledim. Öncelikle ellerini güzelce yıkamalarını ve daha sonra yanıma tekrar gelmelerini söyledim. Koşarak gittiler ve ellerini tertemiz yıkadıktan sonra tekrar yanıma geldiler. Heyecanla başlamaya hazır olduklarını söylediler.   Ben bütün malzemeleri karıştırıp biraz yoğurduktan sonra, biraz da onların el kaslarının gelişmesi için onlara yoğurttum. Hamurumuz şekil verme kıvamına geldikten sonra hamurun üçte ikisine kakao ilave ettim ve tekrar yoğurdum. Böylece biri büyük, biri küçük iki parça ve iki renk hamurumuz oldu. Ben kakaolu kısmı devraldım, çocuklara da sade hamuru verdim. Ben kakaolu hamurdan ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yapıp,avucumda yuvarladım ve fırın tepsisi ne yerleştirdim. Çocuklarda sade hamurdan minik minik yuvarlaklar yaparak kaplumbağanın ayaklarını ve kafasını yaptılar. Daha sonra bunları kakaolu hamuruma birleştirdiler. En son olarak da damla çikolata ile kaplumbağanın gözlerini yaptık ve bu şekilde hepsini tamamladıktan sonra, yaklaşık 15 dakikalığına buzdolabında dinlenmeye bıraktık. Bu arada fırını çalıştırdık ve ön ısıtma yapmış olduk. Tepsiyi buzdolabından çıkarttıktan sonra, ısıtmış olduğumuz fırına koyup yaklaşık 12-15 dakika pişirdik. Veee 15 dakikanın sonunda karşımızda yemeye hazır lezzetli kurabiyelerimiz... 
Hem yapımı güzel oldu, hem de yerken tadı. Yaparken çocuklarımla birlikte çok keyifli vakit geçirdik. Tüm annelere şiddetle tavsiye ettiğim bu mükemmel kurabiyeyi yapacak olanlara bol eğlenceler ve yaptıktan sonra yiyen herkese afiyetler olsun diyorum...

4 Nisan 2018 Çarşamba

Zaman Biriktirme ( Kısa film)







Çok beğenerek izlediğim ve sizlerle paylaşmak istediğim, küçücük ama anlamı çok büyük olan kısa film

3 Nisan 2018 Salı

ÇÖP




Bugün akşam üstü iki oğlumla beraber, güneşin güzel yüzünü göstermesi sebebiyle, biraz yürüyüş yapıp öyle eve geçmek istedik. Sanırım benim mevsimim yaz🌞. Ne zaman ki güneş açar ortalık aydınlanır, etraf ısınır, benim içim de öyle ısınır ve öyle mutluluk dolar. Rengarenk çiçeklerin kokusu, yemyeşil ağaçların gölgesi, cıvıl cıvıl kuşların sesi ve mis gibi hava. Yazarken bile neşe doluyor insan. 😊Bugün de öyle günlerden biri. Yani dışarının mis gibi havası kapının ardında bırakılıp da, eve kapanmak benim için çok büyük bir kayıp diyebilirim. Bu yüzden olabildiğince günün tadını çıkarıp, öyle eve dönmek istedim ve oğlumla birlikte kanal kıyısında yürüyüş yapmaya başladık. 

                                
Yolda giderken birer simit ve birer meyve suyu alıp, yolumuza öyle devam ettik. Kanalda yüzen ördeklerle, suyun üzerinde uçuşan martıları seyrettik. Yoruluncaya kadar yürüdük ve eve geri dönmeye karar verdik. Geri dönüş yolunda oğlum simidini bitirmiş ve meyve suyunu tamamen içmişti. Bir anda sağa sola bakınıp, elindeki meyve suyu kutusunu tam kanala fırlattacağını farkettiğim an elini tutup, ne yaptığını sordum. O da bana meyve suyunun bittiğini ve kutusunu kanala atmak istediğini söyledi. Ben de ona aslında bugüne kadar belki yüzlerce defa dışarıya çöp atmamak gerektiğini söylememe rağmen, neden böyle yapmak İstediğini sordum. O da bana, az önce yaşlı bir amcanın kanala içecek şişesini fırlattığını gördüğünü söyledi. Ben de ona bu davranışın çok kötü olduğunu, çevreyi kirletmenin hem doğaya hem de bütün insanlara ve hayvanlara, hatta bitkilere çok zarar verdiğini -bilmem kaçıncı kez- tekrar ettim. İster denize, ister göle, ister kanala, isterse de toprağa atılan bu çöplerin ne kadar temizlenirse temizlensin, doğaya mutlaka zararlı bir etki bırakacağını ve en sonunda insanları, yani hepimizi olumsuz etkileyeceğini yineledim. Ama baktım ki sözel olarak bu zamana kadar bir çok kez söylememe rağmen bugün bu davranışı yapmak istemesi,  benim yine kalıcı bir çözüm olan deneysel yöntemlerle öğretme isteğimi kamçıladı. Eve gider gitmez hemen bir leğenin içerisine musluktan temiz su doldurdum. Daha sonra oğluma, elimin altında çöp sayılabilecek ne varsa, bu içi su dolu leğenin içerisine atmasını söyledim. Çerez kabukları, küçük gazete parçaları, küçük bir miktar baharat (biz nane kullandık) vb. kullanılabilir. Tabi bu malzemeler değiştirilebilir. En son ise üzerine bir miktar sıvı yağ döktük. Daha sonra oğluma dönerek bu leğenin içindekileri temizleyip temizleyemeyeceğimizi sordum. O da bana temizleyebileceğimizi söyledi. Elimize bir adet delikli süzgeç alıp, leğenin içerisindekileri yavaş yavaş temizlemeye başladık. Bütün uğraşlarımıza rağmen, küçük baharat parçalarının hepsi tam olarak toparlanamadı ve suyun üzerindeki yağ tabakası ise tamamen kaldı. Oğlum suya baktığında, benim ne demek istediğimi tamamen anlamış oldu. Ona dönerek, bu deneyi neden yaptığınızı ve bundan ne anladığını sorduğumda, almam gereken cevabı çok güzel bir şekilde verdi. Suya attığımız çöpleri ne kadar temizlersek temizleyelim, mutlaka eski haline döndüremeyeceğimizi ve bu yüzden bir daha suya çöp atmamız gerektiğini söyledi. Ben de ona, sadece suya değil, çöp kutusu dışında hiçbir yere çöp atmamamız gerektiğini ekledim. Aslında bunu çok kere söylemiş olmama rağmen, bu defa görerek yapmış ve yaşamış olduğu; hatta oldukça etkilendiği için, bir daha asla unutmayacağını düşünüyorum. En güzel öğrenme yönteminin yaparak yaşayarak ve gözlemleyerek olduğunu düşündüğümden bunu herkese tavsiye ediyorum.