Çocuk işçiliğine kesinlikle hayır! Ancak çocukların yaş seviyelerine göre, ev içerisinde ya da dışarıda bir takım işlerin ucundan tutmasını kesinlikle çok önemsiyorum. Herkes başarılı, zeki, kariyer sahibi bir çocuk sahibi olmak ister. Bunun için bir çok uğraş verir. Pahalı özel okullar, ek dersler, en prestijli dershaneler, vb. Sonuçta çocuk çok başarılı bir avukat, saygın bir mühendis, kaliteli bir doktor da olabilir. Ancak bir kavanoz kapağını açamayan, duvara bir çivi çakamayan, kendi söküğünü dikemeyen, hatta bir yumurta kırıp pişiremeyen birçok yetişkin tanıyorum. Bunların birçoğu da yukarıda bahsetmiş olduğum meslek gruplarından. Fizik, kimya, biyoloji, matematik, İngilizce, Almanca vb. belli bir yaştan sonra da öğrenilebiliyor. Ancak bazı temel beceriler küçüklükte kazanılmalı. Bunun temeli de kesinlikle çocuklukta atılmalı. Tabii ki çocuklar kazma-kürek ile yorulasıysa çalıştırılmamalı, sarmalar, dolmalar yaptırılmamalı. Evin ihtiyaçları çocuğa karşılattırılmamalı. Ancak yukarıda da söylemiş olduğum gibi; temel bilgiler, beceriler kazandırılmalı, gösterilmeli, öğretilmeli.
Kısa Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kısa Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Temmuz 2018 Perşembe
19 Temmuz 2018 Perşembe
Einstein ve Şoförü
18 Temmuz 2018 Çarşamba
Yaratıcı Düşünme
Bugün çok güzel bir kısa film izledim. Filmin sonunda verilmiş olan düşünceye tam olarak % 100 katlıyorum diyemesem de, haklılık payı maalesef ki oldukça yüksek. Küçücük bir patlamış mısırı bile yüzlerce nesneye benzetebilen, ya da gökyüzündeki bulutlara bakıp tahmin edemeyeceğiniz kadar çok benzetmelerde bulunan bir çocuk, bir bakmışız ki, ne öğrendiğinin farkında bile olmadan, yapmış olduğu ezberlerin içerisinde kaybolmuş. Bu yüzden öğretmenlere çok iş düşüyor. Çocuklara öğrenmeleri gereken şeyleri ezberden ziyade, anlayarak zihinlerine yerleşmesini sağlayacak yöntemler bulmak ilk hedefleri olmalıdır. Tabii ki bunu, evde anne babalar da desteklemeli ve geliştirmelidir. Ben bu videodaki annenin tutumunu çok beğendim. Çocuğunu teselli ederken, bir yandan da ona çok güzel başarıya gidecek bir yol gösteriyor ve ona karşı olan inancını, güvencini gösteriyor.
Ayrıca çocuğun sınıf arkadaşlarının tutumu ise tam bir klasik örnek. Her zaman söylediğim gibi, çocuklar birbirleri karşısında çok acımasızlar. Kimi nasıl vurabileceklerini çok iyi bilirler. Bu yüzden çocukları hem böyle acımasız olmamaları için eğitmek, vicdani duyguları kalplerine yerleştirmek; hem de böyle bir durumla karşı karşıya geldiklerinde, duygusal durumlarının güçlü olabilmesi için psikolojik olarak hazırlamak gerekiyor. Tabii ki bu öncelikle evde, daha sonra okulda gerçekleştirilmeli. Yani ev sadece yemek yiyip uyuma alanı, okul da sadece 2 + 2 =4, H2O= su ... vb. bilgilerin edildiği bir kurum olmamalıdır. Çocukların yaratıcı düşüncelerinin her iki alanda da geliştirilmesi ve pekiştirilmesi gerekmektedir.
3 Mayıs 2018 Perşembe
Kelimeleri Değiştir, Dünyanı Değiştir (Kısa Film+Hikaye)
Padişah, bir gece rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı ve elem içinde uyanır. Vezirini çağırıp sarayın rüya tâbircisinin hemen huzuruna getirilmesini emir buyurur.
Uyku sersemi tâbircibaşı, gözlerini oğuştura oğuştura padişahın yanına gelince, padişah beklemeden rüyasını anlatıp sorar:
"Tâbircibaşı, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir söyle."
Tâbircibaşı biraz düşünür; sonra utana, sıkıla "şerdir, Padişahım" der.
Padişah yüzüne karşı böyle söylenmesine şaşırmış, adeta küçük dilini yutmuştur. Tâbirci devam eder:
"Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, bütün yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz."
Bir an sessizlik olur; ardından padişah kükrer:
"Tez atın şunu zindana, felaket tellalığı yapmak neymiş öğrensin!"
Tâbircibaşı, yaka paça götürülüp zindana atılır. Padişah bir başka tâbircinin bulunmasını emreder. Huzura getirilen ikinci tâbirciye de rüyasını anlatıp sorar:
"Hayır mıdır, şer midir?" der.
İkinci tâbirci de önce biraz düşünür ama sonra yüzü aydınlanır:
"Hayırdır, Padişahım!" der. "Bu rüya, bütün akrabalarınızdan, yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınıza dalalet eder. Daha nice seneler boyu güzel memleketimizi yüksek adaletinizle idare edebileceksiniz inşaallah."
Padişahın keyfi yerine gelir, ağzı kulaklarında buyurur:
"Bu tâbirciyi TÂBİRCİBAŞI yaptım. iki kese de altın verin!"
Başından sonuna kadar durumu takip edenler, tâbirciye sorarlar:
"Aslında sen de, tâbircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Niçin onu cezalandırdı da seni mükâfatlandırdı?"
Zeki tâbirci güler:
"Elbette aynı şeyi söyledik; ama mühim olan, kimilerine NE söylediğin değil, NASIL söylediğin, karşıdakinin NEYİ, NASIL anlamasıdır?"
28 Nisan 2018 Cumartesi
Karanlık Devir???
Bugün izlediğim ve ardından oğlum Eymen'e izlettiğim çok güzel bir film. Tarihimizden, teknolojimizden, bilmediklerimizden ya da yanlış bildiklerimizden küçük bir kesit. Herkesin izlemesini ve izletmesini tavsiye ettiğim güzel bir seyirlik.
Günümüzde kamera, fotoğraf makinası ya da kameralı cep telefonunun kullanım yaygınlığı, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük. Peki bu kameranın bulunmasına öncülük eden kişi kim?
27 Nisan 2018 Cuma
Harun Kolçak'tan
HAYATTAN…
*Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiç bir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
*Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman, bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
*Cesur olmayı; değilsem bile öyle davranmayı öğrendim… Nasıl olsa, aradaki farkı kimse anlamıyor…
*Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi, ama ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
*Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim!… Çünkü herkes, “birine söylemek ihtiyacı” hissediyor…
*Yanıtını bilmediğim ve emin olmadığım konularda “Bilmiyorum” demenin daha faydalı olduğunu öğrendim…
*Ağzımı kapalı tuttuğumda, fazla hata yapmadığımı öğrendim!…
*Başarıya çıkan bir “asansör” olmadığını, tırmanmak gerektiğini öğrendim…
*İnsanların bana sadece, -benim izin verdiğim şekilde- davranabildiklerini öğrendim…
*Kıskançlığın, mutluluğun düşmanı olduğunu ve “mutlu olmak için başkalarına güvenme”nin sonsuza kadar hayal kırıklığı getirdiğini öğrendim…
*İnsanların kendinden daha az başarılı insanlarla, başarısını; mutsuz insanlarla da mutluluğunu konuşmaması gerektiğini öğrendim…
*Başkaları için olumsuz düşünüp acımasız ve kırıcı olanların, aslında güçsüz kimseler olduğunu ve sevgiyi sadece güçlü insanLarın bildiğini öğrendim…
*İnsanlara artık kızmıyorum… Çünkü, hayatlarında hataları, sorunları, mutsuzlukları olan insanların,karşılarındakileri kendi yerlerinde görmeye çalıştıklarını öğrendim…
*”Ben bu hatayı nasıl yaptım?” demek yerine, en mükemmel düşünenlerin bile hata yapabileceğini; önemli olanın, ders alıp yinelememek olduğunu ve yeni hatalardan daha az zararlı çıkmayı öğrendim…
*Hayattaki en önemli çözümün, neyin “önemli” olduğuna karar verip gerisini çöpe atmak olduğunu öğrendim…
*BENİ ELEŞTİREN, BANA BİR ŞEYLER SÖYLEME YETİSİNİ KENDİNDE BULANLARA , “CEVAP VERMEME”Yİ ÖĞRENDİM…
ÇÜNKÜ BU TARTIŞMA, HİÇ BİR ZAMAN BİTMEYECEKTİR…
*Sadece “ders almak” için arkama bakmayı, sadece “yüksek sesle düşünebilmek” için sorunumu bir başkasına anlatmayı öğrendim…
“Çözüm” için değil…
*”İmkânsız” diye bir şey olmadığını, çok istediğimde imkansızı eldeedebildiğimi, asıl savaşı kazanabilmek için “küçük çarpışmaları
kaybetmeyi” göze almayı öğrendim…
*Zamanı ve sözleri, dikkatsizce kullanmamayı öğrendim… Çünkü geri alamıyorum…
*Ne kadar çaba harcarsam harcayayım, bazılarının mutsuzluk için her zaman bir “neden” bulabildiğini öğrendim… ARTIK ÇABALAMIYORUM!
*Önemli olan şeyin, başkalarının benim hakkımda ne düşündükleri değil; benim kendim hakkındaki düşüncelerim olduğunu öğrendim…
Kendimi yargılıyorum…
*”Affetmek ve Unutmak”… Eğer güçlüysen başarabildiğini ve kin tutmanın beni rahatsız ettiğini
öğrendim…
*Nerede ve ne şartlarda olursa olsun, yaşadığım yeri güzelleştirmeyi öğrendim…
*Sürekli “BEN DÜRÜSTÜM, BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM, SEN FARKLISIN” diyenlerden kuşkulanmayı öğrendim!…
*Durum ne kadar vahim olursa olsun, soğukkanlılığımı yitirmemeyi, gülümsemeyi; her şeyi negatif ve kötü düşünen, mutsuz olan insanlardan ayrı kalmayı öğrendim…
*Beni kızdıran birine cevap vermeden önce, 10 saniye düşünmeyi, nefesalmayı ve kendime sakinleşmek için zaman tanımayı öğrendim…
*Bugünkü her üzüntümün ve her acımın, benim yarınki mutluluğumu hazırladığını öğrendim…
*Yapmak istediklerimden asla vazgeçmemeyi, büyük düşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu ve “başarmanın en kısa yolu” olduğunu öğrendim…
*”Kaybedecek neyim var?” demek yerine , yaşadığım her şeyde “kazanacak çok şeyim var!” demeyi öğrendim…
*Hayatı, gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrendim…
*En önemlisi de, kendime gülmeyi, kendimle eğlenmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim!
25 Nisan 2018 Çarşamba
Yaşam Döngüsü (Loop)
Yine bugün izlediğim ve çok beğendiğim; bu yüzden sizlerle paylaşmak istediğim iki küçük video. İyi seyirler.
20 Nisan 2018 Cuma
Ayakkabım (Kısa Film)
Sahip olduklarımızın değerini bilmemiz dileklerimle...
18 Nisan 2018 Çarşamba
Yılın en iyi kısa filmi
Çok beğenerek izlediğim ve sizlerle paylaşmak istediğim, kısa ama dolu dolu bir film.😊
13 Nisan 2018 Cuma
İyilik Eden İyilik Bulur
Herkese hayırlı cumalar ve hayırlı kandiller dilerim.
İyilik eden iyilik bulur...
7 Nisan 2018 Cumartesi
Dört Kadın (Kısa Film)
Maalesef hayattan izler taşıyan bu kısa ama anlamlı filmi, hem üzülerek izledim, hem de çok beğendiğim için sizlerle paylaşmak istedim. Belki de uzun uzun izlediğimiz bir sürü filmin, hatta her gün haberlerde duymuş olduğumuz kadın haberlerinin, yaklaşık 9 dakika içerisine sığdırılmış, ama çok güzel anlatılmış hali diyebilirim.
4 Nisan 2018 Çarşamba
Zaman Biriktirme ( Kısa film)
Çok beğenerek izlediğim ve sizlerle paylaşmak istediğim, küçücük ama anlamı çok büyük olan kısa film
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
