Deutsche Kinderbücher

Etiketler

3 Haziran 2019 Pazartesi

İyi Bayramlar 🍬🍭🍡



Herkese sağlık, başarı, mutluluk ve tabii ki iyi bayramlar diliyorum.


Hayata rasgele serpiştirilmiş ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır. 
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan... 
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık... 
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır. 
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... 
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. 
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır. 
Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır. 
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle... 
Vuslat da bayramdır öte yandan... 
Endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak, deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır. 
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır. 
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır. 
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır. Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram... 
Yeni bir sözcük öğrenmek, bir tünelin sonuna gelmek, müzmin bir işin kapısını çarpıp uzun bir yola çıkıvermek bayramdır. 
Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır. 
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır. 
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır. 
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram... 
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır. 
"İyi ki yanımdasın" bayram, "Her şeyi sana borçluyum" Bayram, "Hiç pişman değilim" bayram... 
Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır. 
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır. 
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram... 

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. 

Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. 
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

Can Yücel

1 Haziran 2019 Cumartesi

Herkese hayırlı kandiller dilerim. Uzun zamandır yazamadığımdan, geç de olsa herkese ayrıca hayırlı ramazanlar dileklerimi de iletiyorum.

23 Nisan 2019 Salı

Başarının İlkesi

Başarının İlkesi

Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı mısırların tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış.

Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için çiftliğe gelmiş. Gazeteci çiftçiye sormuş:

“Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, kaliteli tohumlarından vermeyi nasıl göze alabiliyorsun?”

Çiftçi cevap vermiş: “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgar, olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her geçen yıl ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim”.

Yaşamlarımız da böyledir. Hayatlarını anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da zenginleştirmelidir. Bir yaşamın değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür. Ve mutluluğu seçenler, başkalarının mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Birimizin refaha ulaşması, herkesin refaha ulaşmasına bağlıdır.

Buna kollektivitenin gücü diyebilirsin,

Buna başarının ilkesi diyebilirsin,

Buna hayat kanunu diyebilirsin.

Gerçek şu ki hiçbirimiz kazanamayız, hepimiz birden kazanmadıkça…
*Alıntı

29 Mart 2019 Cuma

Churchill und Fleming



İskoçya’da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming’di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi
çocuğu bataklıktan çıkardı ve acili bir ölümden kurtardı.

Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘‘Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. yoksul ve onurlu Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi.

Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.

Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir
anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
‘‘ Bu konuşmalar sonunda Fleming’in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü.

Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming’in oğlu Londra’daki St. Mari’s Hospital Tip Fakültesi’nden mezun oldu ve tüm dünyaya adini penisilini bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratin oğlu zatürreye yakalandı. Onu ne mi kurtardı?

Penisilin!

Aristokratin adi: Lord Randolp Churchill.
Oglunun adi: Sir Winston Churchill.
Kurtaran doktor: Çiftçinin oglu Sir Alexander Fleming.

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığı nasıl olsa gelecektir.  

-Alıntı-

22 Mart 2019 Cuma

Karagöz-Gizli Hazine




Bugün kitaplığı toplarken, geçen aylarda okuduğum kitabı elime alıp şöyle bir içini karıştırırken, içinde büyük oğlum Eymen'le birlikte gittiğimiz Karagöz-Gizli Hazine tiyatrosunun biletleri ve broşürü ile karşılaştım. Yurt dışında yaşayıp da, Türkçe dilinde çocuklara yönelik böyle tiyatro oyunlarının sergilenmesini çok önemsiyorum. Genelde takip ediyorum ve mümkün olduğunca gitmeye ve çocuklarımı götürmeye çalışıyorum. Bu oyunda da hem çok güldük, hem de çok düşündük. Ayrıca bu gittiğimde yeni bir bilgi de edinmiş oldum. Yakında çocuklar için tiyatro kursları ve drama eğitimi de başlayacakmış. Bizim tekvando günleri ile çakışmazsa, mutlaka kayıt yaptıracağız. Çünkü tiyatronun, çocuklara sayamayacağım kadar çok katkı sağladığını düşünüyorum.
Çocuklar, taklit ederek bedenlerini kullanmayı ve iletişim kurmayı öğrenirler. Bu nedenle tiyatro sanatı, çocukların eğitiminde mutlaka kullanılmalıdır. Dış dünyayı anlamayı, ekiple çalışmayı ve sorumluluk almayı, karşısındakini anlama becerisini kazanmayı, olaylara dışarıdan bakmayı kolaylaştıran tiyatro; oyun yoluyla çocuklarımızı yaşama bağlamaktadır. Bunun yanında çocukların ana dilleri Türkçe'yi öğrenmelerinde önemli katkı sağlar. 
Tiyatro sayesinde çocuklar yaşamı öğrenmeye ve keşfetmeye başlarlar.
Kendini ifade etmeyi öğrenirler.
Tiyatro oyunlarıyla dayanışmayı ve takım çalışmasını öğrenirler.
Kendine güvenleri ve problem çözme yetenekleri artar.
İletişim becerilerini artırırlar.
Sosyalleşir ve arkadaş çevrelerini genişletirler.
Daha mutlu bireyler olurlar.
Yaratıcılıklarını geliştirirler.
Derslerinde daha başarılı olurlar.
Empati yapmayı öğrenir ve olaylara başka açılardan bakma becerisini geliştirir.
Başkaları ile olan benzerlik ve farklılıklarını keşfeder.
Kendini eleştirmeyi öğrenir.
Drama eğitimi sayesinde sözsüz iletişim yönünü geliştirir; ayrıca konuşma, dinleme, okuma, yazma becerilerini geliştirerek ifade yeteneğini artırır.
Çocuklar için tiyatronun yararları arasında anlama ve dinleme becerilerini geliştirmesi de yer alır. 










14 Mart 2019 Perşembe

Eskiden



ESKİDEN...

Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin
İsimleri konulur,
Saatli maarif okunurdu.
Komşuda pişen
Bize…
Bizde pişen komşuya düşerdi.
Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği,
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez,
Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat,
Arkası yarın gibiydi,
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.

Şimdi,
Herkes
Yoğun,
Yorgun
Ve
Tek başına…
Alıntıdır.

Günümüzün fakirliğini o kadar çok güzel anlatıyordu ki, paylaşmadan edemedim. Sevgilerimle.💝

10 Mart 2019 Pazar

Bowling




 

Bugün Berlin'de havanın hem yağmurlu, hem de serin olmasından dolayı hafta sonu dışarıda gezme planımız suya düştü. Dünü de evde geçirdiğimizden dolayı, bugün değişik bir şey yapmak istedik. Uzun zamandır gitmediğimiz için, oy birliği ile Bowling'e gitmeye karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız, çünkü çok eğlendik. 10 lobut ve bir topla, her yaştan, herkesin, bireysel ya da grup halinde oynayabileceği Bowling, çocuklar için de oldukça faydalı bir spor diyebilirim. Öncelikle oyun esnasında, top hakimiyetini sağlama en önemli becerilerden biridir. El-kol-ayak ve göz koordinasyonu sağlamak açısından da faydası çok büyüktür. Özellikle hafta sonlarında yapılan mükemmel kahvaltı sonrasında, kalorileri yakmak isteyenler için de birebirdir. Tabii ki bunun yanında, çocuklar için kazanma ve kaybetme duygularını geliştirme açısından da olumlu katkılarının olduğunu düşünüyorum. Ancak en önemlisi de, çocukları sanal alemden uzaklaştırıp, gerçek dostluklar kurmasına ve eğlenceli dakikalar geçirmesine sebebiyet verir. Ayrıca Bowling salonunda okumuş olduğum bir yazıya göre de, Bowling oynama esnasında kalp daha düzenli ve hızlı atıyor muş. Yani kalbe de faydalıymış. 


 

8 Mart 2019 Cuma

Eğlenceli Simetri Çalışması







Hem simetri çalışması, hem de resim yapmak isteyenler için çok güzel bir aktivite çalışmamız var. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla burada okullar tatil. Bu yüzden ailece evdeyiz. Çocuklar böyle günlerde daha çok dışarı çıkmak, eğlenmek istiyorlar. Ancak hava hem yağmurlu, hem rüzgârlı, hem de pek iç açıcı değil. AVM tarzı yerler de, kapalı olduğu için biz de evde kalmaya karar verdik. Geçen günler internette bulup çıktısını aldığım bu çalışmayı Eymen'in önüne koydum. "Resmin diğer yarısını aynı büyüklükte ve aynı şekilde yapmalısın dedim." İlk bakışta, "Bu çok basit" dedi. Yapmaya başladıktan sonra biraz zorlandı. Biraz 
yanlışlı bitirmiş olsa da, bitirdikten sonra nerede yanlış yaptığını birlikte konuştuk. Bu şekilde 
simetri konusunu da öğrenmiş olduk. Yaparak, yaşayarak, yanılarak öğrenmek en güzel öğrenme biçimi bence. Burada yanlış yaptığı aklının bir köşesine iyice kazındı ve bir dahakine çok daha dikkat ederek yapacaktır. Ben fotoğraf çekene kadar, Eren de kağıdın üzerine ayrı bir çalışma yapmış.🙈

               


 Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. 💐

6 Mart 2019 Çarşamba

Bir Öğretmen Anısı


Bir gün öğretmenler odasında yazılı kağıtlarını okuyordum. Bir yandan da kız öğrencilerin yanlış cevaplarını silip, sınıfı geçecek notu alacak şekilde düzeltiyordum. O sırada öğretmenler odasına giren tanımadığım bir adamın bu durum dikkatini çekmiş.Neden kız öğrencilerin yazılı kağıtlarını değiştirdiğimi sorduğunda cevabım şu oldu: "Bu kızlar eğer sınıfta kalacak olurlarsa babaları okuldan alıp 12-13 yaşında evlendirecek. Ama sınıflarını geçerlerse evlilik yaşları en az 15-16 olacak. Hem en tembel öğrenci bile derste mutlaka bir şeyler öğrenir." 
Yarım saat kadar sonra okul müdürümüz beni yanına çağırdı. Öğretmenler odasında ne yaptığımı sordu. Sınav kağıtlarını okuduğumu söyleyince müdür ‘Peki bir bey gelmiş yanına ona ne söyledin’ diye sordu.
Öğretmen okulundan yeni mezun olmuştum. İdealist bir yapıya sahiptim. Gençliğin verdiği güçle kızgın bir şekilde ‘Size beni mi şikayet etti o bey’ deyince, müdür; o beyin müfettiş olduğunu yanına gelip kendisine, ‘Müdür bey benim sizi teftiş etmeme gerek yok, sizin zehir gibi gencecik öğretmenleriniz var kendisine teşekkürlerimi iletin’" dediğini anlattı.

Alıntı

4 Mart 2019 Pazartesi

İp Baskısı

                         
İp baskısını yapmayan var mı aramızda? Varsa hemen bir kutu sulu boya, yaklaşık yarım metre ip ve bir kağıdımız varsa hemen başlayabiliriz. Biz bu akşam Eymen ile birlikte bu çalışmayı yaptık ve çok da eğlendik. Benim küçüklüğümün en güzel resim dersleri, patates baskısı ve ip baskısıyla olmuştur. Baktım da, oğlumun sınıfında bu tür çalışmalara nedense pek yer verilmiyor. Ben de evde birlikte yapmaya karar verdim. Hem çok basit, hem de çok eğlenceli oldu. Bu çalışma için yapmamız gereken tek şey, ipi farklı renklerde boyamak ve ortadan ikiye katlamış olduğumuz kağıdın arasına gelişigüzel koymak. Daha sonra ipin dışarıda kalan ucunu hızlıca çekmek. İşte hepsi bu kadar. Küçük yaştaki çocuklarla da anne yardımıyla çok güzel yapılabilir. Yapacak olan herkese bol eğlenceler 🎨



2 Mart 2019 Cumartesi

Türk Kültürü




Dün akşam okuldan geldikten sonra, Eymen bana "Türk kültürü deyince aklına ne geliyor?" diye sordu. Normalde bu tür soruları pek sormadığından şaşırdım. Daha sonra aklıma gelenleri sıraladım. Neden sorduğunu da merak ettim ama "öylesine" deyip geçiştirdi. Ben mutfaktayken içeri doğru kafamı uzattığımda Eren legolarıyla oynuyordu. Bu sıralar en sevdiği oyuncağı legoları. Yapıyor, bozuyor değişik şeyler tasarlıyor,eğleniyor. Bu benim de çok hoşuma gidiyor. Eymen de çalışma masasında oturmuş, birşeyler yapıyordu. Yemek hazır olunca, hepsi mutfağa geldi ve birlikte yemeğimizi yedik. Mutfakta işimiz bitince, hepimiz içeri geçtik ve Eren legolarına, Eymen de çalışma masasına geri döndü. Ne yaptığına bakmak istediğimde, göstermek istemedi. Ben de çok üstelemedim. Okumam gereken birkaç yazı vardı. Onları okurken, Eymen bana seslendi ve bu güzel resmi gösterdi. Öğretmenleri, Türk kültürü hakkında bir resim yapmalarını istemiş. Ben de bana ilk sorduğunda, aklıma gelen ilk birkaç şeyi sıralamıştım. Benim sıraladıklarımı resme aktarmış. Çok çok da beğendim. Tabi ödev olduğunu bilseydim, biraz daha ekleme yapardım. Ancak üçüncü sınıf öğrencisi için bu da gayet güzel. Değil mi?

28 Şubat 2019 Perşembe

28 Days Blog Challange 28



28. Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim..

Sevgili Ezgi'nin başlatmış olduğu bu meydan okumaya katılıp katılmama konusunda kararsızdım. Aslında katılmayı çok istiyordum ama her güne bir yazı yetiştiremem diye de korkuyordum. En sonunda cesaretimi toplayıp, katılmaya karar verdim. İyi ki de katılmışım. 28 gün boyunca, kendimde büyük bir sorumluluk hissedip yazı yazma ve diğer blog arkadaşlarımın yazılarını da bu sayede takip edebilme fırsatı buldum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu 28 gün hem çok eğlenceli, hem de çok verimli geçti. Ama ne yalan söyleyeyim, bazen günlük hayattaki yoğunluktan yazmaya fırsat bulamayacağım diye korktum. Hatta iki günlük küçük bir hastane maceram da oldu. Ancak hepsine rağmen hiç ara vermeden, her gün yazdım ve bu meydan okumayı başarıyla bitirmiş oldum. 👏👏👏
Aslında Ezgi'nin hazırlamış olduğu bu sorularla hem kendimizi, hem de blog arkadaşlarımızı daha güzel tanımış olduk diye düşünüyorum. Takıntılarımızı, arızalarımızı, eksikliklerimizi birbirimizle paylaştık ve böylece birbirimizle daha sıkı bir bağ kurduk diyebilirim. 

TEŞEKKÜRLER EZGİ






27 Şubat 2019 Çarşamba

28 Days Blog Challange 27



27. Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da birşey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın? Var mı sihirli bir kaç önerin ?

Genellikle önemli bir işim olmadığı günler hep üzerimde bir yorgunluk, halsizlik, miskinlik olur. Canım hiçbir şey yapmak istemez. Tembellik had safhaya ulaşır. Ama yapmam gereken bir iş olursa, full enerji ile güne başlarım. 

Böyle tembel günlerimde, beni toparlayacak tek şey büyük bir fincan Türk kahvesi. O minik fincanlar kesmez beni. Büyük olacak☕️. Onu içtikten sonra biraz canlanırım. Sonra güzel bir film açarım. Bütün enerjim yerine gelir. Yeter ki sağlık olsun🙏 Gerisi yağmur gibi gelip geçici💦

26 Şubat 2019 Salı

28 Days Blog Challange 26




26. Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var ?

Düşündüm ve bulamadım. Demek ki şükür hiçbir şeye ihtiyacım yok. Tabi insanoğlu olandan hep fazlasını ister. Şöyle birkaç milyon Euro olsa hiç fena olmaz. 💶💶💶💶

Bunların dışında benim, ailemin ve tüm sevdiklerimin sağlığının devamı, huzuru, bereketi hiç eksilmesin, çoğaldıkça çoğalsın. En önemlisi bunlar❤️

25 Şubat 2019 Pazartesi

28 Days Blog Challange 25




25. Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela ? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.

Ailem👨‍👩‍👦‍👦
Başarı🏆
Ceviz
Çikolata🍫
Dondurma🍧
Eymen+Eren❤️
Fındıklı latte
Gözleme
Hediye🎁
Ihlamur
İstanbul🇹🇷
Jelibon
Kahve+kitap☕️+📕
Lahana sarması
Mehmet (eşim)❤️
Nar
Okumak📕📗
Özgürlük
Patlamış mısır 🍿
Resim yapmak🎨
Seyahat✈️
Şarkılar 🎼
Türkiyem🇹🇷
Uyumak 🛌
Üzümlü kurabiye🍪
Video çekmek 🎥
Yazmak ✍🏻📝
Zeytinli açma

24 Şubat 2019 Pazar

28 Days Blog Challange 24


24. Farklı şehirlerdeyiz ya da aynı yerde bile olsak herkesin önerisi kendine özel olur eminim. Bulunduğun şehir ile ilgili öneri listesi şahane olur bence. Bir günüm var neler yapabilirim orada ? Nerede leziz birşeyler yiyebilirim bir düşün bakalım ?

 

Bir gün yolunuz Berlin'e düşerse, tabii ki öncelikle blog arkadaşınız olan benimle yüz yüze tanışıp, beraber güzel bir gün geçirmenizi isterim. 
Eşimle beraber sık sık kahvaltı yaptığımız Peri Restorant ilk durağımız olur. Kahvaltısı güzel, çeşit fazla, seçenek çok👍.



Güzel bir kahvaltının ardından, Berlin'in sembolü sayılan Brandenburger Tor ve ardından Fernsehturm'a gider, gezer ve bol bol fotoğraf çekeriz.


Eğer müze seven bir blog arkadaşımsa gelen, burada Müzeler Adası (Museuminsel) adı verilen bir yer var. Bir sürü görülmeye değer müze burada peşpeşe sıralanmış, ziyaretçilerini bekliyor. Kesin oraya gideriz.





Bu kadar kestikten sonra kesin acıkmışızdır. Öğlen yemeğimizi Berlin'de "Küçük İstanbul" adı verilen Kreuzberg semtinde yeriz. Adım başı Türkler'le karşılaşacağımız bir semt. Doktoru, marketi, eczanesi, kuaförü, yani aklınıza gelebilecek ve ihtiyaç duyulabilecek her şeyi Türkçe dilinde, hatta Türkler'le halledebilirsiniz. Burada  "Hasır Restorant" oldukça meşhurdur. Yemekleri güzel ve temiz. Tercihimiz sanırım burası olur.




Yemek sonrası, bu semtte küçük bir gezinti yaparız. Hatta bu semtte salı ve cuma günleri Türk pazarı da kuruluyor. Aynı Türkiye'deki gibi. Sebze-meyve, kumaş, ıvır zıvır her şey var. 
Hazır buraya gelmişken, Berlin Duvarı kalıntılarına da bakmaya gideriz.




Buranın ardından, belki alışveriş yapmak isteyebiliriz. Bunun için de Potsdamer Platz'a gideriz. Biraz da hediyelik eşya alırız. Sonra bence  kesin yorulmuş oluruz. Köşedeki Starbucks'da fındıklı latte içer, yorgunluğumuzu atar, günün değerlendirmesini yaparız. 
Aslında gezeceğimiz daha çok yer var ama vaktimiz yetmez. Eğer biraz vakit kalırsa, kanalda tekne turu yapıp, gezilecek ve görülecek birçok yeri bu tur aracılığı ile görmüş oluruz.





Akşam yemeğine de evimde misafir etmek isterim. Ellerimle hazırladığım yemeklerden tattırmadan, misafirimi yollamam. 💕




















23 Şubat 2019 Cumartesi

28 Days Blog Challange 23


23. Neler Yapıyorum yazısı hazırlıyoruz. Maddeler için benim bir yazıma bakabilirsiniz. Örnek yazı linki için buraya bir tık.

Aslında bu soruya neler yapıyorum değil de, neler yapmak istiyorum şeklinde cevaplarsam daha güzel olacak. Çok açık ve net söylemek gerekirse, günlük hayatın koşturmacasından, iş-ev-çocuk üçgeninden pek de farklı bir şey yapmaya maalesef vakit bulamıyorum. Ama vakit bulursam, farklı motiflerden ben de bir şeyler yapmak istiyorum. Bloglarda gördükçe içim gidiyor. Ahşap boyama tarzı şeyler de çok hoşuma gidiyor. Ancak bunda da hem malzeme, hem de zaman sıkıntısı olduğundan dolayı bir türlü el atamadım. 
Bu arada neler yaptıklarıma gelirsek; gitar çalmayı öğrenmeye başlamıştım ama bu sıralar onu da boşladım. Tekrar kendime disiplinli bir plan yapmalıyım. Bunun dışında bir ara puzzle yapmaya iyi merak sarmıştım. Çok eğlenceli bir hobi. Aynı çekirdek çitlemek gibi, bir başladın mı bırakmak istemiyorsun. Önce sevgili kardeşim puzzle yapmaya merak sarmıştı. Ondan  imrenerek ben de başladım ve oldukça güzel 1000-2000 parçalı puzzleler yaptım. Yaptıklarımdan bazıları:










22 Şubat 2019 Cuma

28 Days Blog Challange 22


22. İnanıyorum bu yazı faydalı olacak, bildiğin şeyler hakkında ipucu verebilirsin. Ne bileyim mutfak ipuçları ya da fotoğraf ile ilgili ya da şu an hiç aklıma gelmeyen birşeyle ilgili.. İpuçları hayati önem taşırlar, içlerinde deneyim barındırırlar..


Yeni öğrenip denediğim bir kolaylığı paylaşayım. Benim gibi patatesi 3 veya 5 kiloluk fileyle alıp, en sonunda çoğunu yemeden çürütüp atanlar varsa, bu yazıyı okuyabilir⤵️
Eğer sürekli patates, soğan almamak için biraz fazla alıyorsanız, patates ve soğanların yanına bir adet elma koyarsanız, çürümesi ya da yeniden dal-budak çıkarmasını önemli ölçüde geciktirebilirsiniz. Tarafımdan da denenip onaylandığı için, herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. 

Bir de deodorant günlük hayatta  en çok kullandığımız kozmetik ürünlerden biri sayılabilir. Hele ki yaz aylarında:) Ancak kimyasal bileşenlerinden dolayı çok fazla tercih edilmek istenmeyebilir. Ben oğlum doğduktan sonra deodorantı, ciltte emilip süte olumsuz tesiri dokunabilir düşüncesiyle bırakmıştım. Belki öyle bir yan etkisi yoktur ama ben o ara öyle düşünmüştüm. Ancak doğal bir alternatif var mı diye araştırmış ve karbonat mucizesi ile karşılaşmıştım. Gerçekten hem doğal, hem de süper etkili.  Karbonatı bir tuzluğa doldurdum. Parmak uçlarımı ıslatıp, üzerine bir miktar karbonat döküp koltuk altıma sürünce, 24 saat etkili mükemmel bir deodorant elde etmiştim. Bazen hala da bunu yapıyorum. Denemek isteyenler için yaşasın karbonat mucizesi😉

21 Şubat 2019 Perşembe

28 Days Blog Challenge 21



21. Herhangi bir konuda eleştiri hazırlayabilirsin, telefon uygulaması, kitap, müzik ya da restoran ne istersen sana kalmış.

Dün akşam çocukları okuldan alıp eve gelirken, Eymen evin çok yakınında yeni açılmış bir restorandan döner almak istedi. Ben de tamam dedim. Eline parayı verdim ve alıp gelmesini, benim onu dışarıda bekleyeceğimi söyledim. Sevinçle içeri koştu ve sırada beklemeye başladı. Önünde iki kişi vardı ve onların siparişi hazırlanıyordu. Bütün duvarları camdan olunca, içeriyi çok rahat görebiliyordum. Sıra Eymen'e geldi. Ama tezgahtaki adam, içeriye yeni giren orta yaşlı adama isteğini sorup, siparişini almak istedi. Adam da Eymen'i göre göre siparişini yine de verdi. Aşırı derecede tepem attı. Çocuk olduğu için önemsenmeyen oğlumun hemen yanında belirdim ve önce tezgahtaki adama; "Sırayı karıştırdınız galiba. Sıra bu çocukta idi" dedim. O da bana "Fark etmemişim, bir dahakine her geleni fotoğraflar öyle sırayı takip ederim" gibi saygısızca cevap verince daha da sinirlendim. Bu arada diğer adam da hala siparişini sıralamaya çalışıyordu. Ona dönüp, "Hadi tezgahtaki satıcı gerçekten fark etmeyebilirdi (bu çok normal, ama bu sefer öyle bir durum söz konusu değildi), ama siz önünüzde duran ve parasını uzatmaya çalışan bu çocuğu görmüyor musunuz? Deyince adam, "Neyse, önce o alsın bari" dedi. Sanki lütfetti. Şimdi benim bu yazım hem satıcıya, hem müşteriye, hem de böyle davranan kişilere. 
Ben çocuğumu özellikle yalnız gönderiyorum ki, özgüveni gelişsin, Türkçe konuşma kabiliyetini geliştirsin, para ödeme, para üstü hesaplama gibi basit matematiksel becerilerini günlük hayatta kullansın, vs. Ancak bu tür insanlar yüzünden, tam tersi davranışları öğreniyorlar, bu da maalesef çok üzücü. 

20 Şubat 2019 Çarşamba

28 Days Blog Challange 20


20. Bugün hava nasıl ? Havaya göre bir liste hazıla mesela. ( film, kitap, kıyafet, yemek artık aklına ne gelirse )



Bugün Berlin'de hava, şu an itibari ile 6 derece. Gün içinde daha da yükseleceği söyleniyor. Şu anda teneffüste ilk çayımı yudumluyorum. Bugün dersim 15:30 da bitecek. Eğer yağmur yağmazsa, okul çıkışında çocukları aldıktan sonra küçük bir yürüyüş yapabiliriz. Tabi ben bu yürüyüş arasına bugünkü alınacaklar listesindekileri de sıkıştırıp, bir taşla iki kuş vururum. Zaten çok da bir şey almayacağım. Sonra eve döneriz. Hava hala erken karardığı için, dışarıda maalesef hafta içi pek vakit geçiremiyoruz. Eve dönünce, yıkanıp temizlenme aşamasını  da atlattıktan sonra, sıra yemeğe gelir. Dünden yemeğim olduğu için, onların yanına bir salata yaparım ve afiyetle yeriz. Bunun ardından yapacaklarımı, liste halinde sıralayayım.
- Mutfak toplanacak
- Çocuklar yarım saat serbest oynayacak
- Serbest oyun ardından herkes 20 dakika kitap okuyacak
- Türkiye'den aktardan alıp buraya getirdiğim kış çayı demlenecek ve çocuklara içirilecek (Bu sene soğuk havalardaki en güzel ve şifalı içeceğimiz oldu)
- Tabii ki çocuklar bu çayı içerken, eşim ve ben de bizim evin en büyük geleneği olan Türk kahvesi içeceğiz.
- Ailece Monopoly oynayabiliriz. 
- Yarınki giyecekler hazırlanacak. Hava durumu 6  ila 8° arasında gidip geldiğinden, bu duruma uygun kıyafetler seçilecek.
- Geçenlerde Dogs of Berlin  dizisine başlamıştım, fena değil. Çocuklar uyuyunca belki dördüncü bölümüne bakarız. 
Bu günlük bu kadar yeter sanırım.🙋

19 Şubat 2019 Salı

28 Days Blog Challange 19


19. En merak edilenlerden, baştan itibaren blog maceranı dinlemek isterim. 

Ben kitap okumayı ve yazı yazmayı çok seven biriyim. Küçük oğlum Eren doğduktan sonra, iki yıllık ev iznine ayrıldım. Bu arada evde bol bol okuma imkanı buldum. Ancak yazı yazma kısmını uzunca zamandır yapmadığımı farkettim. Bu arada çocuklarla evde yaptığım aktiviteleri bir kenara yazsam mı acaba diye düşündüm. Sonra bu fikri dijital ortamda yapayım da ilerde çocukların erişimi kolay olsun ve birlikte neler yaptıklarımızı görüp, okuyup hatırlasınlar diye düşündüm. İyi ki de böyle düşünmüşüm. İyi ki de burada yazıyorum. Çocuklarla yaptığımız aktivitelerden başka böyle mimlerle, meydan okumalarla daha zengin bir bloğa sahip olmuş oldum. Bu sayede çok güzel blog dostları tanımış, yeni bir çok yazılardan haberdar olmuş ve kendimce küçük bir hatıra defteri oluşturmuş oldum. 

18 Şubat 2019 Pazartesi

28 Days Blog Challenge 18


18. Evet bugün yaratıcı günümüz, bugün blogun için yeni bir seri başlat. Bu yazı ilki olsun ve elinden geldiğince her ay devam ettirmeye çalışabilirsin mesela..

Sanırım öğretmen olmadığını verdiği bir öğretme içgüdüsüyle bu seriyi başlatacağım. Bu maddeyi okuyunca, "Acaba nasıl bir seri başlatabilirim ve bununla ilgili her ay devam yazabilirim?" diye uzun uzun düşündüm. Aklıma ilk yemek tarifleri geldi, ama bunu benden çok daha iyi yapabilen, hatta her gün bu konuda mükemmel tarifler yazan blog arkadaşları olduğu için vazgeçtim. Sonra kitap tanıtımları aklıma geldi. Yukarıdaki aynı nedenden dolayı, bundan da vazgeçtim. Sonra aklıma başka bir fikir geldi. "Bir lisan bir insan" sözünü göz önünde bulundurursak, dil öğrenmek güzel bir şey. Dünya küçük. Her an, yeni bir yabancı dile ihtiyaç duyabiliriz. Ben de bugünden itibaren her ay, günlük hayatta en çok kullanılan belli başlı kelime veya kalıpları Almanca olarak, yazılışları ve okunuşlarıyla beraber sizlerle paylaşmak istiyorum.

O zaman Almanca Öğrenmek İsteyenler buraya⤵️
(Parantez içindekiler söyleniş şekli)

Günaydın: Guten Morgen (Gutun morgın)
İyi günler: Guten Tag (Gutun tag)
İyi akşamlar: Guten Abend (Gutun abınd)
İyi geceler: Gute Nacht (Gute naht)
Merhaba: Hallo (Hallo)
Güle güle: Tschüss (Çüüs)

17 Şubat 2019 Pazar

28 Days Blog Challange 17


17. Takıntı denmez belki ama, bazı eşyalara takılırız eskise de hep onları kullanırız ya, var mı senin de böyle takılıp kaldıkların ?

Taaa üniversite yıllarında kırmızı bir hırka almıştım. Öyle çok pahalı ya da markalı bir şey de değildi. Mezun olalı 14 yılı doldurmak üzere ve ben hala o kırmızı hırkayı kullanıyorum. Ne eskidi yıprandı ne de demode oldu. İşte ben bu kırmızı hırkada takılıp kaldım. 
Bunun dışında, bir de evlendiğim zamanlarda aldığım bir tarak var. Bir dişi geçen sene kırıldı. O da atamadıklarımdan. 
Ayrıca bitmiş reçel, bal kavanozlarını da atmaya kıyamıyorum. Hep, "bir ara kullanırım" düşüncesiyle bayağı biriktiler😊

16 Şubat 2019 Cumartesi

28 Days Blog Challange 16



16. Yine bir liste günü, herhangi bir konuda 10 maddelik bir liste hazırla. Artık konu sana kalmış.

Bugün hastaneden çıkıyorum. Her şey yolunda çok şükür🙏 Bugün listemiAma ben evde yokken alışveriş listesi kesin kabarmıştır. Şimdi bugün biraz kolaya kaçayım ve alışveriş listesinin ilk 10 maddesini buraya yazayım. 
Birazdan alınacaklar listesi:

1) Ekmek 🍞
2) Süt🍼
3) Maydanoz 
4) Domates🍅
5) Limon🍋
6) Diş macunu
7) Peynir
8) Yumurta🍳
9) Müsli 
10) Meyve 🍇🍌🍏

15 Şubat 2019 Cuma

28 Days Blog Challange 15

Herkese merhaba, ben bugün de hastanedeyim. Şükür ameliyat güzel geçti. Yarın çıkacağım inşallah. Burada interneti kısıtlı kullanabildiğimden, hızlıca paylaşımları okumaya çalışıyorum ama yorum yazamıyorum. Sorry😔 Bugünkü meydan okuma sorumuz şöyle:

15. En çok merak ettiğin birşeyi araştır, iyice öğren bize de anlat. Bilgileri paylaşalım belki başkasına farklı bir şekilde temas eder ne dersin ?

Havada Uçağın Tüm Motorları Durursa Ne Olur?l
Uçakla seyahatin en büyük sansasyonlarından biri, yerden 10 km yüksekte, bulutların üzerindeyken, bir titreme ve yavaşlama hissiyatı ile pilotun bir motorun devre dışı kaldığını duyurduğu anonstur. Peki bu ne anlama geliyor.
Öncelikle her şey kontrol altında. Endişelenmeyin.
Motorlar uçuş sırasında, kuş sürüsüne çarpma, volkanik küller, dolu, sistem arızası, yakıtın bitmesi vb sebeplerle kullanım dışı kalabilir.
Pilotlar, havada uçağın tüm motorlarının kaybedilmesi durumunda bile uçağı indirebilmek için eğitilir.
Dikkatli bir şekilde kitabına dalan ya da uyuyan bir yolcu bunu fark etmez bile.
Pilotlar uçağı yavaşlatıp, sorunu gidermek için daha alçak irtifaya iner.
Uçakların en az 2 tane olağanüstü güçlü motoru var.
Uçaklar tek motor ile uçuşun tüm aşamalarını gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanır.
Ancak yine de, güvenlik amaçlı olarak havada motorların biri arızalanırsa uçağın menzili azaltılır ve en yakın havalimanına yönlendirilir.
Motor arızası durumunda uçak gökyüzünden bir anda düşmüyor. Kanatlarının yardımı ile güvenli ve kademeli olarak süzülüyor, inebiliyor.
Motorun çalışmadığı anlarda yapılan inişler normal bir inişe çok benzer.  Böylesi bir durumda yolcuların fark edebileceği en büyük fark, pistte acil durum personellerinin önlem olarak bekliyor olduğunu görmek olabilir.
Çok nadir görüldükleri için, motor arızası olayları hep abartılır.
Kasım 2010’da Singapur’dan Sidney’e giderken motoru yanan Qantas’ın Airbus A380’inin 4 motorundan 3’ü kullanım dışı kaldı. 45 dakika bu şekilde havada kalan çift katlı Jumbo jet 469 yolcusu ile sorunsuzca indi.
Hudson Mucizesi olarak bilinen US Airways 1549 numaralı uçuşunda, kuş çarpması sonucu motorları devre dışı kalan uçak Hudson Nehri’ne indi. Herkes tahliye edildi.
2001 yılında Toronto’dan Lizbon’a giden Air Transat’ın 236 nolu uçuşunda, Airbus A330, yanlış bakım yapılmış olması nedeniyle havada tüm motorlarını kaybetti. 20 dakika süzülen uçak başarıyla indi.
Özetle havada yaşanan motor arızalarının çoğunda, yolcular seyahat planlarında bir miktar gecikme yaşamak dışında çok fazla etkilenmiyor.
http://boardinginfo.com/havana-tum-motorlar-durursa-ne-olur/