Deutsche Kinderbücher

Etiketler

11 Ocak 2019 Cuma

Saksı Boyama



Dün okuldan çıktıktan sonra eve doğru yürürken, bir çiçekçi dükkanının önünde bu minik saksıları gördüm. İçinde çiçek yetiştirmesi sanırım çok zordur, çünkü çok minikler. Ama birkaç fırça darbesiyle ayrı bir havaya bürünebilirler. Hep kağıtla boyama yaptıklarından belki de böyle değişik bir yöntem çocukların çok ilgisini çekeceğini düşündüm veee hemen bu iki minik saksıyı satın aldım. Aslında itiraf etmek gerekirse, bunlar üç taneydi. Bir tanesini evin kapısını açmak için, çantadan anahtarı çıkarırken düşürdüm ve kırıldı. 🙈
Çocuklar okuldan geldikten sonra, banyo ve yemek faslını hallettik ve 
hemen minik saksıları odaya getirdim. Çocuklara gösterdim ve bu minik saksıları boyamak isteyip istemediklerini sordum. Onlara gerçekten de, benim düşündüğüm gibi ilginç geldi ve hemen boyamak istediler. Boyalarımızı da hazırladık ve yavaş yavaş boyamaya başladık. Eren benim yardımımla boyamayı bitirdi, Eymen de kendisi zevkle boyadı. Daha boya kurumadan Ereninki'nin üzerine biraz sim döktük. Eymen istemedi. Şimdi kurutuyoruz.
Belki yakında içlerine kağıttan çiçekler de yaparız.

Evde değişik aktivite arayanlar için güzel bir öneri. Yapacak olanlara bol eğlenceler.

10 Ocak 2019 Perşembe

Bana Şans Ver, Beni Değiştireyim


Bugün teneffüs arasında okuyup, çok beğendiğim bir anıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bazen küçük bir bakış, küçük bir dokunuş insanların hayatında ne kadar çok etkili olabiliyor. Hayatına dokunabildiğimiz her kişinin yolunu, güzelliklere ulaştırmamız dileklerimle...

Bana Şans Ver, Beni Değiştireyim

95 yılıydı. Tek öğretmenim beş sınıfa. Sınıfta birilerinin bir şeyleri kaybolur olmaya başladı. Müsebbibi belli değil. Bir öğle arası tüm çocuklar bahçede. Lojmandan müdür odasına geçerken bir öğrencimi gördüm sınıfta. O ki okulun en çalışkanı. Kendi sırası olmayan bir sıranın başında, kendisinin olmayan bir kalem kutudan bir silgi aldı ve cebine koydu. Tam o sırada girdim içeri. Gözlerimi,gözlerinden çekmeden bir solukta vardım yanına. Vurup, sövüp kızacağımı sandı olsa gerek titremeye başladı. Biraz eğildim, omuzlarından sarıp başını göğsüme yasladım sıkıcı. Canını yakmadan, hiç konuşmadan, sımsıkı ve merhametle. Öylece, kaç dakika sürdü bilmem, gözyaşları bitene dek belki. Sonra, onu geri çekip avucumu açtım, göz göze geldik tekrar, silgiyi elime bırakıp gitti, koşarak.

Sene 2011 bir e-posta aldım. "Öğretmenim" diyordu. "Sizi buldum, adınızı bidim ama siz olduğunuzu gözlerinizden tanıdım. Belki hatırlamazsınız ben öğrenciniz ......... Hani .......... köyünden, hırsızlığını göğsünüzde sevginizle boğduğunuz çocuk. İyileştirdiğiniz çocuk. Hukuk okudum. Avukat oldum, bilesiniz ve bana kırgınsanız affediniz istedim. Gözlerinize minnettarım. Saygılarımla...

Naim Ünver
(Öğretmenliğimin En Güzel Anıları)


8 Ocak 2019 Salı

Puf Puf Oyun Hamuru




Çocuklarla evde yumuşacık ve çok da basit olan bir oyun hamuru yapmak isteyenler buraya. 
Evde yapmış olduğumuz bu sağlıklı oyun hamuru ile çocuklarımızın hem el ve parmak kasları gelişecek, hem de hayal güçleri
Kullandığımız malzemeler sadece nişasta, şampuan ve istersek biraz da gıda boyası.  Biz yeşil renk gıda boyası kullandık.
Yapılışı ise çok çok çok basit. Öncelikle bir su bardağı nişastayı küçük bir yoğurma kabının içerisine koyuyoruz. Daha sonra yavaş yavaş şampuanı nişastanın üzerine döküyor ve yoğurmaya başlıyoruz. Bu arada istersek herhangi bir renk gıda boyası da ekleyerek, yumuşak bir hamur haline gelesiye kadar yoğurmaya devam ediyoruz.  Başlangıçta, hamur haline gelmeyecek gibi gözükse de, hemen pes etmeyelim. Yaklaşık 2-3 dakika yoğurduktan sonra güzel bir kıvam elde ediyoruz. Bütün yapacağımız işte bu kadar. Yumuşacık, puf puf bir oyun hamuru elde ediyor ve hayal gücünüze göre istediğimiz şekli veriyoruz. 
Yapacak olan herkese bol eğlenceler diliyorum.

6 Ocak 2019 Pazar

Soğuk Bir Pazar Günü

Yağmurlu, karanlık ve soğuk bir pazar günü ne yapılabilir?
Tabii ki güne, evde çok güzel bir  kahvaltı ile başlanır. Doyduktan sonra bile dakikalarca masada oturup keyif çayı içilir. Tembelliğin son demine kadar vurup, tatilin son gününün tadı çıkarılmaya bakılır.  Ardından ev toplama merasimi yapılır ve çocuklara yeni almış olduğumuz kocaman Lego kutusu çıkarılır. 5 dakika onlarla oynadıktan sonra,  onların legolarla ayrı bir âleme daldıklarını fark ettikten sonra sessiz sedasız hemen  yanlarından uzaklaşılır ve güzel bir Türk kahvesi keyfi hak edilir.  Tabi Türk kahvesi içilirken güzel bir film seçilir ve kahve eşliğinde film izlenir.

The Shallows adlı filmi seçmiştim ve film epey hoşuma gitti. Son sahnesi hariç. Bir genç kızın denizde hayatta kalma mücadelesini anlatan bir filmdi. Köpek balığının elinden gerçekten kıl payı kurtulup, ölümden dönmesine rağmen, ertesi yıl aynı yerde tekrar denize girmesine çok şaşırdım.  Sanırım ben olsam aynı yerde değil, bir daha hiçbir yerde denize giremezdim galiba. Filmin son 15 dakikasına doğru çocuklar Lego oynamaktan sıkılınca,  zaten film izlemenin keyfi de kaçtı. Daha sonra dışarıya bakıp yağmurun kesildiğini görünce, dışarı çıkmaya karar verdik. Biraz yürüyüş yapmak iyi gelir diye düşündüm. Ancak dışarı çıkınca  havanın buz gibi olduğunu gördük ve hemen kapalı bir yere gitmeye karar verdik.  Çocukların eğlenebileceği güzel bir mekan bulduk ve bu soğuk günü böylece  değerlendirmiş olduk.





5 Ocak 2019 Cumartesi

Gitar Çalabilmek

Gitar çalmak, küçüklüğümden beri öğrenmek istediğim bir şeydi. Belki zaman kısıtlığından, belki yeterince üstüne düşmemekten dolayı şimdiye kadar erteledim. Ancak kitap okumak, yazı yazmak, resim yapmak gibi bir çok güzelliğin yanında, bir enstrüman çalabilebilmenin de kesinlikle insanı zenginleştireceği kanaatindeyim. Bakalım becerebilecek miyim? Ama bir insan bir şey yapmak istiyorsa ve yapacağına inanıyorsa zaten başlamadan yarısını başarmış sayılır.  Yalnızca ben başlamadan, benim küçükler gitarı elinden bırakmamaya kararlı gibiler. Önce ben öğreneyim, onlara da birer küçük gitar alıp öğretmem lazım 😊



Başarının inanmayla ilgili sonucunu gösteren çok güzel bir hikaye buldum. Bunu da paylaşmak istedim.



BAŞARININ SIRRI

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.

Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller' e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller' e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.

Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.

İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.

Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.

Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.

Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.

Herkese başarılar dilerim.

Alıntı

4 Ocak 2019 Cuma

Yeniden Merhaba


Maalesef çooook uzun zamandan beri blog sayfama giremediğimden dolayı,  ne paylaşım yapabildim, ne de takipte olduğum bir çok blog arkadaşımın paylaşımlarını takip edebildim.  2 yıllık annelik iznimin ardından  yeniden işe başlamak,  hatta farklı bir okulda göreve devam etmek, üstüne üstlük yeni bir eve taşınmak gibi bir çok yenilik beni buralardan bayağı bir alıkoydu.  Yavaş yavaş  yeni okuluma ve öğrencilerime alışmış ve eve de neredeyse tamamen yerleşme moduna girmişken küçük bir merhaba demek istedim. Bu arada yokluğumda bana mesaj  gönderen herkese çok çok teşekkür ettiğimi söylüyor ve sevgilerimi sunuyorum.

Eymen'in bu akşamki küçük sanat eserlerini de paylaşmadan edemeyeceğim.



21 Ağustos 2018 Salı

İyi Bayramlar


 Güzel bir yaz tatili sonrası, dün okulların açılması ile birlikte zorlu bir maratonun başlangıcını yaptık. Herkese sağlık, başarı, mutluluk ve tabii ki iyi bayramlar diliyorum.


Hayata rasgele serpiştirilmiş ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır. 
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan... 
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık... 
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır. 
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... 
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. 
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır. 
Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır. 
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle... 
Vuslat da bayramdır öte yandan... 
Endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak, deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır. 
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır. 
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır. 
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır. Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram... 
Yeni bir sözcük öğrenmek, bir tünelin sonuna gelmek, müzmin bir işin kapısını çarpıp uzun bir yola çıkıvermek bayramdır. 
Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır. 
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır. 
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır. 
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram... 
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır. 
"İyi ki yanımdasın" bayram, "Her şeyi sana borçluyum" Bayram, "Hiç pişman değilim" bayram... 
Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır. 
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır. 
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram... 

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. 

Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. 
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır. 
Can Yücel

Her gününüz bayram olsun.
Kurban bayramınız mübarek olsun.