Deutsche Kinderbücher

Etiketler

17 Temmuz 2018 Salı

Yaz Güzel ☀️

Sıcak yaz günlerinde, çocuklarla yapılabilecek en güzel aktivite, dışarıya çıkıp bol bol yürümek, gördüğünüz parklarda duraklamak ve tadını çıkartmak, tabii ki en sonunda dondurmayla günü kapatmak. Hem masrafsız, hem eğlenceli, hem sağlıklı...

Konuşup zıplamaktan yorulan çocuklar, eve gelince güzel bir duş alıp, dinlenme moduna geçince; anne de kendine güzel bir Türk kahvesi yapıp, balkonda manzaraya karşı içecek. ☕️


 

 





16 Temmuz 2018 Pazartesi

Berlin Hayvanat Bahçesi



Hayvanların gerçek renk, boyut ve görüntülerini en yakından görebilmenin en güzel ortamı, tabii ki hayvanat bahçeleridir. Biz de dün çocuklarla birlikte, Berlin'deki büyük hayvanat bahçesini ziyaret ettik. Çok eğlenceli, eğitici; ama bir o kadar da yorucu bir gün geçirdik. Daha önceki yazılarımda da özellikle belirtmiş olduğum gibi, insanları sevmek için doğayı, bitkileri, hayvanları; kısacası tüm canlıları sevmek gerekiyor. Çocuklara bunları sevdirmenin yolu da, öncelikle hayvanları ve onların ne kadar değerli ve biyolojik denge için ne kadar gerekli olduğunu güzel bir şekilde anlatmak, mümkünü varsa göstererek tanıtmaktır. 
Yapmış olduğumuz hayvanat bahçesi gezisi; çocukların gözlem yapma becerisine, büyüklük-küçüklük kavramlarının zihinlerinde daha iyi yer etmesine, kelime dağarcıklarının zenginleşmesine ve dış dünyayla daha güzel etkileşime girebilmelerine çok büyük katkıda bulundu. Bunların yanında tabii ki, yaz tatilinin ilk günlerinden birini, çok mükemmel bir şekilde arkalarında bırakmış oldular.










14 Temmuz 2018 Cumartesi

Yaralı Çocuk ve Yara Bandı





Çocukların küçük parmak kaslarını geliştirmenin en güzel yöntemlerinden bir tanesi de yara bandı açmaktır. Bu işlem biz büyükler için çok kolay bir iş olarak görünmesine karşın, çocuklar için oldukça zor bir eylemdir. Yara bandını açarak ve bu açtığı bandı yapıştırarak çocukların parmak kasları epeyce gelişir. Tabii ki bunu monoton bir şekilde yapmak, çocuklara pek de heyecanlı gelmeyebilir. Bunu küçük bir oyunla desteklersek, hem heyecanlı, hem eğlenceli, hem de oldukça eğitici olabilir.
Bunun için ben hemen beyaz bir kağıda, yaralı bir çocuk resmi çizdim. Çocuğun her yarasını, farklı bir şekille belirttim. Bu şekillerin aynısını, yara bantlarının üzerine de çizdim. Eren'e hangi yara bandının hangi yaraya ait olduğunu bulmasını söyledim. Çok eğlenerek yaptı. Gerçekten de, yara bantlarını açmakta biraz zorlansa da, kendi kendine uğraşarak başardı. Bütün bantları yapıştırdıktan sonra, bu şeklimize bir de hikaye oluşturduk.
Ben Eren'e, "Bu çocuk neden böyle yaralanmış?" Diye sordum. O da bana "Galiba bisikletten düşmüş" dedi. (Sanırım bu sıralar bisikletle fazlaca oyalandığından, aklına hemen bisiklet geldi.) 
"Nereleri acımış?" Diye sorarak, kelime dağarcığının ne kadar geniş olduğunu kontrol ettim. "Omuz" haricinde hepsini bildi. Yani bugün bu aktivite sayesinde yeni bir kelime de öğrenmiş oldu. 
"Bantları yapıştırdıktan sonra iyileşmiş midir?" diye sordum. O da "Evet, iyileşmiştir. Artık acımaz." Diye cevap verdi ve küçük hikayemizi mutlu sonla tamamlamış olduk. 
Hazırlaması sadece 2 dakikamızı alan bu çalışma, çocuklar için gerçekten hem fiziksel, hem duygusal, hem de zihinsel olarak çok güzel bir aktivite.  Bu çalışma ile birlikte çocukların, başta da söylemiş olduğum gibi hem parmak kasları, hem el göz koordinasyonları, hem dikkatleri  hem de eşleştirme becerileri gelişecektir. Bu yüzden bu çalışmayı her anne-baba için tavsiye ediyorum. Gerekli olan malzemelerimiz ise, her evde bulunabilecek olan kağıt, kalem ve yara bandı. Yapacak olanlara "kolay gelsin" ve "bol eğlenceler" diliyorum.













FHXB

Yaz tatili geldi, karneler alındı. Şimdi sıra tatilde. Çocuklarla yapılabilecek en güzel kültür gezilerinin  başında tabii ki müzeler gelir. Biz bugün evimize en yakın, küçük ve çocukların ilgisini çekebileceğini düşündüğüm FHXB Müzesi'ni tercih ettim. Tercihimde de yanılmadığımı, oraya gittikten sonra iyice anladım. Çocuklar oldukça ilgilendiler ve epeyce de bilgilendiler.  Zaten hedefim de buydu. Hem eğlensinler, hem öğrensinler istemiştim. Müzenin ilk katında, bizim oturduğumuz semtin sokaklarının eski zamanlardaki maket hali vardı.  Oradan evimizin yerini bulduk ve şimdiki hali ile kıyasladık. Eymen için çok ilgi çekici oldu. Bazı yerlerin aynı kaldığını, bazı yerlerin ise oldukça değiştiğini çok güzel bir şekilde görmüş; küçük de olsa, bir tarih dersi almış oldu.





Müzenin ikinci katında sürekli yenilenen resim sergileri bulunuyor. Burada sergideki fotoğraflara bakıp, portrelerin kimlere ait olduğunu okuduk. Bu katta gördüklerimiz, hem benim, hem de çocuklar için güzel bir genel kültür bilgisi oldu.









Üçüncü katta ise yere çizilmiş olan kocaman bir Berlin haritası var. Bu haritada bazı noktalar numaralanmış. Bu numaralanmış noktalar ile ilgili tarihi bilgileri kulaklıkla dinlenip, bilgi sahibi olunabiliyor. Biz de öncelikle kendi evimizin bulunduğu noktayı,daha sonra Eymen'in okulunun
bulunduğu noktayı dinledik.  Oldukça akıcı bir dille anlatılmış olan bu bilgilerin bir çoğu, benim için de yeni öğrenmiş olduğum bilgiler arasına katıldı. Sanırım bu kat için 5-6 saat daha  gerekiyordu. Ancak  hem yorulan, hem de acıkan çocuklar için bugünkü gezimizi kısa tutmak zorunda kaldık.  En kısa zamanda, kaldığımız yerden devam etmek üzere müzeyi terk ettik. Berlin'i gezecek olanlar için
tavsiye ediyorum.



12 Temmuz 2018 Perşembe

Üflemeli Resim Boyama


Yine çocuklarla birlikte yapılabilecek mükemmel bir ev etkinliği ile karşınızdayız. Üfleyerek resim boyama: 
Hem farklı bir boyama tekniği, hem nefes egzersizi, hem de eğlenceli dakikalar. Daha ne olsun😉 

Ayrıca gerekli olan malzemelerimiz ise her evde bulunabilecek, sulu boya, fırça, su ve pipet. Tabii ki bir de resmimizi yapmak için boş bir resim kağıdı. Gerisi hayal gücünüze kalmış. Biz en basitinden bir güneş yaptık. 

 


Bu çalışmayı yapmak için, önce güneşin ana hattı olan yuvarlak kısmını ben sulu boyayla bol sulu olarak çizdim. Sonra oğlumun eline pipeti verdim ve üfleyerek güneşin ışınlarını oluşturmasını istedim. Çok eğlenerek ve isteyerek yaptı. Daha sonrada güneşe beraberce göz ve ağız yaptık.
En son ise fırça ve boyayı tamamen eline geçirip, istediği gibi boyalarla dans etti diyebilirim.
 

Tabii ki çocuğunuzun yaşına göre daha detaylı ve zor bir figür yapabilirsiniz. Benim oğlum iki buçuk yaşında olduğu için güneş çizimi bizim için ideal oldu.
Herkese tavsiye ediyorum ve yapacak olanlara bol eğlenceler diliyorum.

Prag'dan Paylaşımlar 2



Bugün oturup fotoğraflara baktığımda, Prag'dan paylaşmadan edememeyeceğim birkaç fotoğrafla karşılaştım. Örneğin Tyn Kilisesi. Prag'ın en ünlü yapılarından biri.

   

Şehir içinde bolca rastlayabileceğimiz turist gezdirme arabaları:

 


Prag'da karşılaştığım ve bana gerçekten ilginç gelen bir durumu da paylaşmak istiyorum. Ara ara görmüş olduğum bazı dilenciler, bu zamana kadar gördükleriminden biraz daha farklıydı.
Neden mi?



Hepsi böyle duruyordu. Neden böyle durduklarına anlam veremedim ama merak da ettim. Ancak Çek dilini konuşamadığım için birebir soramadım. Ancak otele döndükten sonra internetten araştırdım. Buradaki dilenciler için, dilenmek utanç verici olduğu için yüzlerini bu şekilde saklıyormuş. 



Bu da önceki yazımda bahsetmiş olduğum, şehir içerisinde turistleri taşıyan kırmızı 
hatlı otobüs. 



Burası da bir ara cadde. Yani her yapısı tarihi birer harika. 






11 Temmuz 2018 Çarşamba

Altın Şehir: PRAG

Yoğun ve yorucu geçen bir yılın sonunda küçük bir dinlenme molası: PRAG
Daha önce çok fazla adını duyduğum, ancak hiç gitme fırsatı bulamadığım Prag'ı nihayet ziyaret edebildim. Ancak bu zamana kadar ne kadar çok şey kaçırdığımı, burayı görünce anladım. Prag'ın, imkanı ve vakti olan herkesin mutlaka görmesi gereken bir yer olduğu kanaatine vardım. Ben bu yaşıma kadar, bu kadar geniş bir tarihi bir arada hiç görmemiştim. Adım attığım her yer, gözümün alabildiği her yapı, buram buram tarih kokuyor. Çok büyük bir şehir olmadığından dolayı, biz burayı üç günlük kısa bir gezi olarak planlamıştık. Ancak anladık ki, Prag'ı gezmek için üç gün değil, belki üç hafta bile az gelir. Biz, elimizden geldiği kadar görülmesi gereken en önemli yerleri, bu üç günümüze sığdırmaya çalıştık. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'na şahitlik ettiği için tarihi açıdan tam bir servet niteliğinde olan, Avrupa'nın gözbebeği bu şehir tam anlamıyla bir turist cenneti. Kendi nüfusunun yaklaşık dört katı turist çeken bu şehirde, her milletten insanla karşılaşmak mümkün. Her yönüyle dört dörtlük bulmuş olduğum Prag'da, tek karşılaştığım sorun, dil problemi idi. Almanya'ya sınırı olduğundan dolayı, Almanca dilini kullanabileceğinizi düşünmüştük, ancak yanılmışız. Almanca bilen hiç kimseyle karşılaşamadık.😉 Yarım yamalak İngilizce'mizle idare etmek zorunda kaldık. Ayrıca, Avrupa Birliği sınırları içerisinde olmasına rağmen, para birimi Euro değil, Çek Kronu. Ancak bu problem yapılacak bir durum değil, çünkü adım başı döviz bürosu ile karşılaşmak mümkün. Bunun dışında her şey mükemmeldi. İnsanlarını sıcak, yardımsever ve güleryüzlü; caddelerini, otellerini, restoranlarını temiz ve Berlin'e kıyasla daha hesaplı bulduğumu söyleyebilirim. Şehri gezmek için ise, tur otobüsleri biçilmiş kaftan. Özellikle bizim gibi kısa süreli gelenler için. 24 saatlik ya da 48 saatlik tur biletleri almak mümkün. Tur gezileri, mor otobüsler, kırmızı otobüsler ve mavi otobüsler şeklinde üç kategoriye ayrılmış. Her renk, şehrin farklı bölümünü gezdiriyor. Biz en sona mavi otobüsü bırakmıştık. Bu yüzden bu bölüme pek zaman ayıramadık. Ancak büyük hata etmişiz. Çünkü, her  yapısına hayranlıkla baktığım, her adımımda biraz daha büyülendiğim bölüm, mavi hat idi. Prag'a, ömrüm yeterse mutlaka en az bir defa daha gelip, daha uzun kalıp, her yeri sindire sindire gezmek istiyorum. Bu defaki yüzeysel oldu, bir dahaki eminim daha mükemmel olacaktır. Çekmiş olduğum fotoğraflardan bazıları: