Daha önce çok fazla adını duyduğum, ancak hiç gitme fırsatı bulamadığım Prag'ı nihayet ziyaret edebildim. Ancak bu zamana kadar ne kadar çok şey kaçırdığımı, burayı görünce anladım. Prag'ın, imkanı ve vakti olan herkesin mutlaka görmesi gereken bir yer olduğu kanaatine vardım. Ben bu yaşıma kadar, bu kadar geniş bir tarihi bir arada hiç görmemiştim. Adım attığım her yer, gözümün alabildiği her yapı, buram buram tarih kokuyor. Çok büyük bir şehir olmadığından dolayı, biz burayı üç günlük kısa bir gezi olarak planlamıştık. Ancak anladık ki, Prag'ı gezmek için üç gün değil, belki üç hafta bile az gelir. Biz, elimizden geldiği kadar görülmesi gereken en önemli yerleri, bu üç günümüze sığdırmaya çalıştık. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'na şahitlik ettiği için tarihi açıdan tam bir servet niteliğinde olan, Avrupa'nın gözbebeği bu şehir tam anlamıyla bir turist cenneti. Kendi nüfusunun yaklaşık dört katı turist çeken bu şehirde, her milletten insanla karşılaşmak mümkün. Her yönüyle dört dörtlük bulmuş olduğum Prag'da, tek karşılaştığım sorun, dil problemi idi. Almanya'ya sınırı olduğundan dolayı, Almanca dilini kullanabileceğinizi düşünmüştük, ancak yanılmışız. Almanca bilen hiç kimseyle karşılaşamadık.😉 Yarım yamalak İngilizce'mizle idare etmek zorunda kaldık. Ayrıca, Avrupa Birliği sınırları içerisinde olmasına rağmen, para birimi Euro değil, Çek Kronu. Ancak bu problem yapılacak bir durum değil, çünkü adım başı döviz bürosu ile karşılaşmak mümkün. Bunun dışında her şey mükemmeldi. İnsanlarını sıcak, yardımsever ve güleryüzlü; caddelerini, otellerini, restoranlarını temiz ve Berlin'e kıyasla daha hesaplı bulduğumu söyleyebilirim. Şehri gezmek için ise, tur otobüsleri biçilmiş kaftan. Özellikle bizim gibi kısa süreli gelenler için. 24 saatlik ya da 48 saatlik tur biletleri almak mümkün. Tur gezileri, mor otobüsler, kırmızı otobüsler ve mavi otobüsler şeklinde üç kategoriye ayrılmış. Her renk, şehrin farklı bölümünü gezdiriyor. Biz en sona mavi otobüsü bırakmıştık. Bu yüzden bu bölüme pek zaman ayıramadık. Ancak büyük hata etmişiz. Çünkü, her yapısına hayranlıkla baktığım, her adımımda biraz daha büyülendiğim bölüm, mavi hat idi. Prag'a, ömrüm yeterse mutlaka en az bir defa daha gelip, daha uzun kalıp, her yeri sindire sindire gezmek istiyorum. Bu defaki yüzeysel oldu, bir dahaki eminim daha mükemmel olacaktır. Çekmiş olduğum fotoğraflardan bazıları:
11 Temmuz 2018 Çarşamba
Altın Şehir: PRAG
Yoğun ve yorucu geçen bir yılın sonunda küçük bir dinlenme molası: PRAG
9 Temmuz 2018 Pazartesi
Yap-Boz
El göz koordinasyonu ve dikkat geliştirme, parça bütün ilişkisini kavrama, özgüven kazanma, sınıflandırma ve sıralama gibi çok önemli kazanımları çocuğunuza dozunda ve en önemlisi, eğlenceli vakit geçirerek vermek isteyenler için en güzel etkinliklerden biri de tabii ki yapbozlar (puzzle).
Yapbozlar, çocukların zihinsel, fiziksel ve duyusal gelişimi için çok önemli aktivitelerdir.
Birbirinden farklı, anlamsız, karışık duran bir sürü parçanın, birleştirilerek anlamlı bir bütün haline getirilmesi zihinsel bir beceri gerektirir. Bunu yapan çocuk, problem çözme, sınıflandırma, bütünleştirme gibi bir çok zihinsel beceriyi kullanır.
Yapbozu yaparken, küçük kaslarını kullanır ve tekrarlanan egzersizlerle bunu geliştirerek, fiziksel gelişimini kuvvetlendirir.
Yapbozu tamamladığında ise, başarmış olmanın sevinci onun özgüven kazanmasını ve kazanmış olduğu özgüveni geliştirmesini sağlar. Özgüven ise çocuğun kişilik gelişimi için çok önemlidir. Bu sayede çocuk, yapmış olduğu yapboz aracılığı ile duygusal gelişimine de katkı sağlamış olur.
Biz de tüm bunları gerçekleştirmek ve eğlenerek öğrenmek amacıyla Eren'le güzel bir puzzle çalışması yaptık. 2-3 yaş aralığındaki çocuklar için tahta ve az parçalı puzzlelerin ideal olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden biz de az parçalı, tahtadan ve taşıt figürleri olan bir puzzle aldık ve eğlenceli dakikalar geçirdik. Oyunun adının hakkını verircesine yapıp yapıp bozduk. Herkese tavsiye ederim.
Yapbozlar, çocukların zihinsel, fiziksel ve duyusal gelişimi için çok önemli aktivitelerdir.
Birbirinden farklı, anlamsız, karışık duran bir sürü parçanın, birleştirilerek anlamlı bir bütün haline getirilmesi zihinsel bir beceri gerektirir. Bunu yapan çocuk, problem çözme, sınıflandırma, bütünleştirme gibi bir çok zihinsel beceriyi kullanır.
Yapbozu yaparken, küçük kaslarını kullanır ve tekrarlanan egzersizlerle bunu geliştirerek, fiziksel gelişimini kuvvetlendirir.
Yapbozu tamamladığında ise, başarmış olmanın sevinci onun özgüven kazanmasını ve kazanmış olduğu özgüveni geliştirmesini sağlar. Özgüven ise çocuğun kişilik gelişimi için çok önemlidir. Bu sayede çocuk, yapmış olduğu yapboz aracılığı ile duygusal gelişimine de katkı sağlamış olur.
Biz de tüm bunları gerçekleştirmek ve eğlenerek öğrenmek amacıyla Eren'le güzel bir puzzle çalışması yaptık. 2-3 yaş aralığındaki çocuklar için tahta ve az parçalı puzzlelerin ideal olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden biz de az parçalı, tahtadan ve taşıt figürleri olan bir puzzle aldık ve eğlenceli dakikalar geçirdik. Oyunun adının hakkını verircesine yapıp yapıp bozduk. Herkese tavsiye ederim.
Bu arada Eymen de boş durmadı ve çok güzel bir Almanca/Türkçe kitap okudu. Çift dilli kitapları çocuklar için, hatta dil öğrenen yetişkinler için çok faydalı buluyorum. Eymen'in bu sıralar gitara merağı olduğundan dolayı "Ada'nın Gitarı" isimli bir kitap seçti ve 2 saat içerisinde bitirdi.
Bu arada geçen günler paylaşmış olduğum "Eymen'in Çim Topu" isimli paylaşımımı okuyanlar için, çimimizin gelişimini paylaşmak istedim. Maşallah çok güzel büyüyor. Yakında çimleri biçmeye başlayacağız😊
8 Temmuz 2018 Pazar
Yaz Geldi ☀️
Yaz deyince aklınıza gelen üç şeyi sıralayın desem, sanırım cevapların büyük çoğunluğunu tatil, deniz, dondurma oluşturur. ✈️ 🏊🏻🍦
Ben de bu hafta sonu, yaz mevsiminin nimetlerinden çocuklara biraz sunmak istedim. Tabi bizim burada deniz olmadığı için, önce güzel bir havuza götürdüm. Bol bol yüzüp, eğlendiler. Zaten sıcak havalarda su ile oynamak, en büyük keyifleri. İyice yorulup, havuzun tadına vardıktan sonra evin yolunu tuttuk. Dondurmacının önünden geçerken, birer tane de dondurma aldım. Ne güzel bir gün😊 Çocukları mutlu etmek bu kadar kolay. 🙏
Bu güzel günün yorgunluğun üzerine, çocukları uyutup güzel bir kahve molası vermek ve rastgele açtığım bir kitabın sayfalarını çevirmek de benim için ayrı bir mutluluk. 📘
Ben de bu hafta sonu, yaz mevsiminin nimetlerinden çocuklara biraz sunmak istedim. Tabi bizim burada deniz olmadığı için, önce güzel bir havuza götürdüm. Bol bol yüzüp, eğlendiler. Zaten sıcak havalarda su ile oynamak, en büyük keyifleri. İyice yorulup, havuzun tadına vardıktan sonra evin yolunu tuttuk. Dondurmacının önünden geçerken, birer tane de dondurma aldım. Ne güzel bir gün😊 Çocukları mutlu etmek bu kadar kolay. 🙏
Bu güzel günün yorgunluğun üzerine, çocukları uyutup güzel bir kahve molası vermek ve rastgele açtığım bir kitabın sayfalarını çevirmek de benim için ayrı bir mutluluk. 📘
6 Temmuz 2018 Cuma
Eymen'in Çimen Topu
İnsanı seven; insanlara, hayvanlara, çevreye zarar vermeyen bir çocuk yetiştirmek istiyorsak, öncelikle çocuğumuza zaman ayırmalıyız. Doğruyu, yanlışı, güzeli, çirkini göstererek öğretmeliyiz. Her canlının önemli ve değerli olduğunu her fırsatta hatırlatmalıyız. Sadece ben bilinci ile değil, biz bilinciyle yetişmesini sağlamalıyız. Tabii ki bunun için, biz ebeveynlere çok büyük görevler düşüyor. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, doğayı seven çocuk, hayatı da sever. Hayatı seven çocuk ise, hayatın içindekileri de sever. Çevreme baktığımda, kız çocukları yapısı gereği biraz daha narin ve hassas, erkek çocukları ise daha hareketli, kızlara oranla biraz daha agresif ve daha şiddete elverişli yapıdalar diyebilirim. Evde oynamış oldukları oyuncaklara bile baktığımızda, kızlar oyuncak bebekle oynarken, erkekler biraz daha macera yüklü oyunları, hatta bazen tabancalı oyunları tercih ediyorlar. Bu konuda çok çok dikkat etmiş olmama rağmen, geçen haftalarda oğlum bilgisayar üzerinden oynanan bir oyun istedi. Nasıl bir oyun olduğunu bilmediğim için, önce bir araştırayım dedim. Oyunun adını bir kenara yazdım ve internetten bakayım dedim. Karşıma çıkan tablo ise, ellerinde kocaman silahlar olan bir sürü adam... Ürkütücü bir görüntü. Oğluma, kesinlikle bu oyunu alamayacağımızı, çok istiyorsa tatilde oynaması için başka bir oyun seçebileceğimizi söyledim. O da bana, sınıfında herkesin bu oyunu oynadığını, kendisinin de oynamak istediğini söyledi. Tabii ki almadık. Ancak sınıfında 25 kişi olduğunu, bunların yarısının erkek olduğunu düşündüğümde, sadece bir sınıfta en az 12 kişinin bu oyunu oynadığını ve 7'li, 8'li yaşlarda şiddette nasıl tanışıldığını anlamanın hiç de zor olmadığını açık bir şekilde gördüm.
Geçenlerde, bir yazı okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. Osmanlı' da kasaplara altı ayda bir izin verilir ve bahçıvanlık işleriyle uğraşmaları sağlanırmış. Çünkü kasaplık sürekli et kesme ve kan ile bağlantılı olduğundan, o kişilerin merhamet gibi insani duygularının bahçe işleriyle ilgilenerek körelmememesi sağlanıyormuş. Ne kadar ince bir düşünce, değil mi?
Bu yazıyı okuduktan sonra, çocuklarla biraz daha insan-hayvan-doğa üçgeninin önemini ve değerini pekiştirmem gerektiğini düşündüm. Bu yüzden hemen bir çiçekçiden toprak ve çimen tohumu aldım. Bu sefer saksıya ya da kavanoza dikmemeye karar verdim. Bu yüzden çiçekçide gördüğüm, futbol topu şeklinde küçük bir saksı aldım. Eve getirdikten sonra büyük oğlum Eymen'e, onun için bir süprizim olduğunu söyledim. Çantamın içerisinden çıkarttığım futbol topu şeklindeki minik saksıyı,
küçük bir poşetin içerisindeki toprağı ve çimen tohumlarını gösterdim. Ne yapacağımızı hemen anladı ve heyecanla hemen başlamak istediğini söyledi. Futbol topu şeklindeki minik saksımızın üst kapağını açarak, içerisine poşetimizin içerisindeki toprağı doldurduk ve toprağın üzerine çimen tohumlarını serpiştirdik. Eymen'e tohumlarımızın büyümesi ve yetişmesi için nelere ihtiyaçları olduğunu sordum. O da bana ilk olarak su ve ışık gerekli olduğunu söyledi. Ben de doğru söyledigini onaylayarak, hemen su ile başlamasını söyledim. Mutfaktan bir şişe su getirdi ve tohumlarımızın üzerine bir miktar su döktü. Ben de ona, minik saksımızı camın önüne koymasını, böylece güzelce ışık alabileceğini söyledim. Büyük bir sevinçle, saksıyı camın önüne yerleştirdi. Tohumumuzun su ve ışık dışında bir de sevgiye ihtiyacı olduğunu ekledim. Bütün canlıların (insanın, hayvanın, bitkilerin) sevgiye ihtiyacı olduğunu, sevgiyle hayatın daha güzel olduğunu, daha güzel yaşamak için, daha güzel yaşatmak gerektiğini söyledim. Bu yüzden insanlara, hayvanlara ve de diğer canlılara zarar vermenin, en çok kendine zarar vereceğini ekledim. İnsana zarar verirse, cezasını hapiste çekeceğini; hayvana ya da doğaya zarar verirse de doğal denge bozulacağınadan, daha kalitesiz bir ortamda yaşayacağını ve böylece cezasını yaşam boyu her yerde çekeceğini söyledim.
Bu konuşmayı da yaptıktan sonra, minik saksımızdaki çimlerimizi her gün sevgiyle sulayacağımıza söz verdik. (Çimlerimiz büyüyünce fotoğraflarını paylaşacağız.)
30 Haziran 2018 Cumartesi
Tuz-Karabiber Deneyi
Ben de hemen çekmeceden bir tane plastik kaşık getirdim ve hızlıca saçıma sürterek elektriklenmesini sağladım. Daha sonra bu kaşığı hemen tuz-karabiber karışımına doğru uzattım. Kaşığımıza karabiber taneleri hızlıca gelerek yapıştılar, tuzlar ise tabakta kaldı. Tabi Eren hayretler içerisinde. Bu arada büyük oğlum Eymen de yanımıza geldi. Ona da nasıl yaptığımızı gösterdim. O da heyecanla bu oyuna katıldı. Baktım ikisi beraber çok eğleniyorlar, biraz daha tuz ve karabiberi karıştırıp tabaklarına ekledim. Ben mutfaktaki işimi halledene kadar, onlar da tuz ve karabiberi tamamen birbirinden ayrıştırmış ve eğlenceli vakit geçirmiş oldular. Bunun yanında, maddelerin farklı özelliklerinin olduğunu, yaparak ve yaşayarak görmüş oldular. Alışılagelmemiş bir durumda, farklı çözüm yöntemlerinin de olabileceğini, her zaman kullanmış oldukları malzemeleri (plastik kaşık) farklı amaçlar için de kullanabileceklerini anlamış oldular.
Hepimizin bildiği gibi, hayat maalesef dört dörtlük değil. Hayatın her aşamasında problemlerle karşılaşıyoruz. Bu yüzden çocuklarımıza, problemlerle baş edebilme ve problemlerin çözümünde farklı yollar arama yetilerini geliştirmeye yardımcı olmamız gerekiyor. Burada yapmış olduğumuz bu küçücük deney bile, aslında onlara çok büyük bir hayat dersi sunuyor. Ben "karabiber ve tuzu birbirinden ayırmalıyız" dediğimde, ilk önce Eren tabağın içerisine elini uzattı. İlk düşüncesi buydu. Daha sonra ona göstermiş olduğum farklı bir yöntemle, farklı bir çözümü olduğunu gördü ve böylece başarıya ulaştı.
Burada açıklamak istediğim, belki sadece 2 dakikada ve sadece tuz-karabiberle çocuğumuza çok önemli bir hayat dersi de vermiş olabiliriz. Bu yüzden ben bu deneyi çok önemsiyorum ve herkese yapması için tavsiye ediyorum. Tabii ki yaptıktan sonra da, çocuğumuza problemlerin üstesinden gelebilmek için farklı çözüm yolları aramamız gerektiğini açıklarsak, deneymiz asıl başarısına kavuşmuş olur.
25 Haziran 2018 Pazartesi
Ev Yapımı Parmak Boya
Bugün evde, oğlum Eren için ev yapımı parmak boya hazırladım. Satın alınan parmak boyaların içerisinde ismini bile bilmediğim bir sürü katkı maddesi bulunduğundan, çocuğum oynarken içim hiç rahat olmuyordu. Ta ki bugüne kadar🙏 Evde hazırladım ve mükemmel oldu. Bu yüzden tarifini, bu yazıyı okuyan herkesle paylaşmak istiyorum. Hatta okuyanlar, küçük çocuğu olan annelere de iletirlerse, daha sağlıklı bir parmak boya ile daha fazla kişi tanışmış olur. Lafı hiç uzatmadan hemen tarifime geçiyorum.
Bir su bardağı un
Bir çay bardağı tuz
Bir yemek kaşığı sıvı yağ
Bir çay bardağı su
Farklı renklerde gıda boyaları
Gıda boyası hariç, bütün malzemeleri güzelce karıştırıyoruz. Eğer katı olursa, bir miktar daha su katabilirsiniz. Çünkü çay ve su bardağı ölçüleri, büyüklükleri herkeste aynı olmayabilir. İyice karıştırdıktan sonra, karışımımızı birkaç tane minik kaseye paylaştırıyoruz. Her kasenin içerisine farklı renkte gıda boyası koyuyoruz ve karıştırıyoruz. İşte bu kadar. Sağlıklı, temiz ve iç huzuru ile oynatabileceğimiz bir boya ürettik. Tüm annelere tavsiye ettiğim bu çalışmayı yapacak olan herkese kolay gelsin diyor ve bol eğlenceler diliyorum.
Boyayı hazırlama aşamasında ellerim boyalı olduğu için fotoğrafını çekemedim. Ama sanat eserimiz burada😊
Parmak boya ile yapmış olduğumuz Eymen ve Eren'in ortak çalışması.
22 Haziran 2018 Cuma
Eymen`in Tiyatro Kulübü
Okullarda yaz tatili yaklaşırken, sene sonu gösterileri tüm hızıyla devam ediyor. Dün oğlumun okulunda, oğlum ve arkadaşlarının hazırlamış olduğu tiyatroyu izledik. Çok kısa bir sürede çalışmış olmalarına rağmen, mükemmel bir performans sergilediler. Ben, çocukların özellikle tiyatro gibi etkinliklerde rol almasını çok önemsiyorum. Çünkü topluluk önünde hareket etme, konuşma, kendini takdim etme gibi faaliyetlerin, çocuğun hem zihinsel hem de duygusal olarak gelişimini çok büyük bir şekilde destekleyeceğini düşünüyorum.
Mutlaka her anne-baba çocuklarının gerek günlük hayatta, gerekse ders sunumlarında ifade yeteneklerini, cesaretlerini, kendilerine özgüvenlerini geliştirmelerini ister. Bu aşamada tiyatroyla büyük adımlar atılabilir. Ben kendi çocuğumda (1 yıldır tiyatro kulübünde) tiyatronun çok artısını gördüm. Eminim daha da ilerleyecektir. Okuldaki tiyatro kulübünün dışında da, evde okumuş olduğumuz kitapların bazı bölümlerini birlikte oyunlaştırıyoruz. Bu şekilde hem kitap daha zevkli hale geliyor, hem de küçük bir tiyatro çalışması yapmış oluyoruz. Herkese tavsiye edeceğim bu yöntem için ise, sadece bir hikaye ya da masal kitabı yeterli. Yapacak olanlara kolay gelsin diyorum ve başarılar diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













