Deutsche Kinderbücher

29 Mart 2019 Cuma

Churchill und Fleming



İskoçya’da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming’di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi
çocuğu bataklıktan çıkardı ve acili bir ölümden kurtardı.

Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘‘Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. yoksul ve onurlu Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi.

Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.

Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir
anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
‘‘ Bu konuşmalar sonunda Fleming’in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü.

Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming’in oğlu Londra’daki St. Mari’s Hospital Tip Fakültesi’nden mezun oldu ve tüm dünyaya adini penisilini bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratin oğlu zatürreye yakalandı. Onu ne mi kurtardı?

Penisilin!

Aristokratin adi: Lord Randolp Churchill.
Oglunun adi: Sir Winston Churchill.
Kurtaran doktor: Çiftçinin oglu Sir Alexander Fleming.

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığı nasıl olsa gelecektir.  

-Alıntı-

22 Mart 2019 Cuma

Karagöz-Gizli Hazine




Bugün kitaplığı toplarken, geçen aylarda okuduğum kitabı elime alıp şöyle bir içini karıştırırken, içinde büyük oğlum Eymen'le birlikte gittiğimiz Karagöz-Gizli Hazine tiyatrosunun biletleri ve broşürü ile karşılaştım. Yurt dışında yaşayıp da, Türkçe dilinde çocuklara yönelik böyle tiyatro oyunlarının sergilenmesini çok önemsiyorum. Genelde takip ediyorum ve mümkün olduğunca gitmeye ve çocuklarımı götürmeye çalışıyorum. Bu oyunda da hem çok güldük, hem de çok düşündük. Ayrıca bu gittiğimde yeni bir bilgi de edinmiş oldum. Yakında çocuklar için tiyatro kursları ve drama eğitimi de başlayacakmış. Bizim tekvando günleri ile çakışmazsa, mutlaka kayıt yaptıracağız. Çünkü tiyatronun, çocuklara sayamayacağım kadar çok katkı sağladığını düşünüyorum.
Çocuklar, taklit ederek bedenlerini kullanmayı ve iletişim kurmayı öğrenirler. Bu nedenle tiyatro sanatı, çocukların eğitiminde mutlaka kullanılmalıdır. Dış dünyayı anlamayı, ekiple çalışmayı ve sorumluluk almayı, karşısındakini anlama becerisini kazanmayı, olaylara dışarıdan bakmayı kolaylaştıran tiyatro; oyun yoluyla çocuklarımızı yaşama bağlamaktadır. Bunun yanında çocukların ana dilleri Türkçe'yi öğrenmelerinde önemli katkı sağlar. 
Tiyatro sayesinde çocuklar yaşamı öğrenmeye ve keşfetmeye başlarlar.
Kendini ifade etmeyi öğrenirler.
Tiyatro oyunlarıyla dayanışmayı ve takım çalışmasını öğrenirler.
Kendine güvenleri ve problem çözme yetenekleri artar.
İletişim becerilerini artırırlar.
Sosyalleşir ve arkadaş çevrelerini genişletirler.
Daha mutlu bireyler olurlar.
Yaratıcılıklarını geliştirirler.
Derslerinde daha başarılı olurlar.
Empati yapmayı öğrenir ve olaylara başka açılardan bakma becerisini geliştirir.
Başkaları ile olan benzerlik ve farklılıklarını keşfeder.
Kendini eleştirmeyi öğrenir.
Drama eğitimi sayesinde sözsüz iletişim yönünü geliştirir; ayrıca konuşma, dinleme, okuma, yazma becerilerini geliştirerek ifade yeteneğini artırır.
Çocuklar için tiyatronun yararları arasında anlama ve dinleme becerilerini geliştirmesi de yer alır. 










14 Mart 2019 Perşembe

Eskiden



ESKİDEN...

Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin
İsimleri konulur,
Saatli maarif okunurdu.
Komşuda pişen
Bize…
Bizde pişen komşuya düşerdi.
Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği,
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez,
Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat,
Arkası yarın gibiydi,
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.

Şimdi,
Herkes
Yoğun,
Yorgun
Ve
Tek başına…
Alıntıdır.

Günümüzün fakirliğini o kadar çok güzel anlatıyordu ki, paylaşmadan edemedim. Sevgilerimle.💝

10 Mart 2019 Pazar

Bowling




 

Bugün Berlin'de havanın hem yağmurlu, hem de serin olmasından dolayı hafta sonu dışarıda gezme planımız suya düştü. Dünü de evde geçirdiğimizden dolayı, bugün değişik bir şey yapmak istedik. Uzun zamandır gitmediğimiz için, oy birliği ile Bowling'e gitmeye karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız, çünkü çok eğlendik. 10 lobut ve bir topla, her yaştan, herkesin, bireysel ya da grup halinde oynayabileceği Bowling, çocuklar için de oldukça faydalı bir spor diyebilirim. Öncelikle oyun esnasında, top hakimiyetini sağlama en önemli becerilerden biridir. El-kol-ayak ve göz koordinasyonu sağlamak açısından da faydası çok büyüktür. Özellikle hafta sonlarında yapılan mükemmel kahvaltı sonrasında, kalorileri yakmak isteyenler için de birebirdir. Tabii ki bunun yanında, çocuklar için kazanma ve kaybetme duygularını geliştirme açısından da olumlu katkılarının olduğunu düşünüyorum. Ancak en önemlisi de, çocukları sanal alemden uzaklaştırıp, gerçek dostluklar kurmasına ve eğlenceli dakikalar geçirmesine sebebiyet verir. Ayrıca Bowling salonunda okumuş olduğum bir yazıya göre de, Bowling oynama esnasında kalp daha düzenli ve hızlı atıyor muş. Yani kalbe de faydalıymış. 


 

8 Mart 2019 Cuma

Eğlenceli Simetri Çalışması







Hem simetri çalışması, hem de resim yapmak isteyenler için çok güzel bir aktivite çalışmamız var. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla burada okullar tatil. Bu yüzden ailece evdeyiz. Çocuklar böyle günlerde daha çok dışarı çıkmak, eğlenmek istiyorlar. Ancak hava hem yağmurlu, hem rüzgârlı, hem de pek iç açıcı değil. AVM tarzı yerler de, kapalı olduğu için biz de evde kalmaya karar verdik. Geçen günler internette bulup çıktısını aldığım bu çalışmayı Eymen'in önüne koydum. "Resmin diğer yarısını aynı büyüklükte ve aynı şekilde yapmalısın dedim." İlk bakışta, "Bu çok basit" dedi. Yapmaya başladıktan sonra biraz zorlandı. Biraz 
yanlışlı bitirmiş olsa da, bitirdikten sonra nerede yanlış yaptığını birlikte konuştuk. Bu şekilde 
simetri konusunu da öğrenmiş olduk. Yaparak, yaşayarak, yanılarak öğrenmek en güzel öğrenme biçimi bence. Burada yanlış yaptığı aklının bir köşesine iyice kazındı ve bir dahakine çok daha dikkat ederek yapacaktır. Ben fotoğraf çekene kadar, Eren de kağıdın üzerine ayrı bir çalışma yapmış.🙈

               


 Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. 💐

6 Mart 2019 Çarşamba

Bir Öğretmen Anısı


Bir gün öğretmenler odasında yazılı kağıtlarını okuyordum. Bir yandan da kız öğrencilerin yanlış cevaplarını silip, sınıfı geçecek notu alacak şekilde düzeltiyordum. O sırada öğretmenler odasına giren tanımadığım bir adamın bu durum dikkatini çekmiş.Neden kız öğrencilerin yazılı kağıtlarını değiştirdiğimi sorduğunda cevabım şu oldu: "Bu kızlar eğer sınıfta kalacak olurlarsa babaları okuldan alıp 12-13 yaşında evlendirecek. Ama sınıflarını geçerlerse evlilik yaşları en az 15-16 olacak. Hem en tembel öğrenci bile derste mutlaka bir şeyler öğrenir." 
Yarım saat kadar sonra okul müdürümüz beni yanına çağırdı. Öğretmenler odasında ne yaptığımı sordu. Sınav kağıtlarını okuduğumu söyleyince müdür ‘Peki bir bey gelmiş yanına ona ne söyledin’ diye sordu.
Öğretmen okulundan yeni mezun olmuştum. İdealist bir yapıya sahiptim. Gençliğin verdiği güçle kızgın bir şekilde ‘Size beni mi şikayet etti o bey’ deyince, müdür; o beyin müfettiş olduğunu yanına gelip kendisine, ‘Müdür bey benim sizi teftiş etmeme gerek yok, sizin zehir gibi gencecik öğretmenleriniz var kendisine teşekkürlerimi iletin’" dediğini anlattı.

Alıntı

4 Mart 2019 Pazartesi

İp Baskısı

                         
İp baskısını yapmayan var mı aramızda? Varsa hemen bir kutu sulu boya, yaklaşık yarım metre ip ve bir kağıdımız varsa hemen başlayabiliriz. Biz bu akşam Eymen ile birlikte bu çalışmayı yaptık ve çok da eğlendik. Benim küçüklüğümün en güzel resim dersleri, patates baskısı ve ip baskısıyla olmuştur. Baktım da, oğlumun sınıfında bu tür çalışmalara nedense pek yer verilmiyor. Ben de evde birlikte yapmaya karar verdim. Hem çok basit, hem de çok eğlenceli oldu. Bu çalışma için yapmamız gereken tek şey, ipi farklı renklerde boyamak ve ortadan ikiye katlamış olduğumuz kağıdın arasına gelişigüzel koymak. Daha sonra ipin dışarıda kalan ucunu hızlıca çekmek. İşte hepsi bu kadar. Küçük yaştaki çocuklarla da anne yardımıyla çok güzel yapılabilir. Yapacak olan herkese bol eğlenceler 🎨



2 Mart 2019 Cumartesi

Türk Kültürü




Dün akşam okuldan geldikten sonra, Eymen bana "Türk kültürü deyince aklına ne geliyor?" diye sordu. Normalde bu tür soruları pek sormadığından şaşırdım. Daha sonra aklıma gelenleri sıraladım. Neden sorduğunu da merak ettim ama "öylesine" deyip geçiştirdi. Ben mutfaktayken içeri doğru kafamı uzattığımda Eren legolarıyla oynuyordu. Bu sıralar en sevdiği oyuncağı legoları. Yapıyor, bozuyor değişik şeyler tasarlıyor,eğleniyor. Bu benim de çok hoşuma gidiyor. Eymen de çalışma masasında oturmuş, birşeyler yapıyordu. Yemek hazır olunca, hepsi mutfağa geldi ve birlikte yemeğimizi yedik. Mutfakta işimiz bitince, hepimiz içeri geçtik ve Eren legolarına, Eymen de çalışma masasına geri döndü. Ne yaptığına bakmak istediğimde, göstermek istemedi. Ben de çok üstelemedim. Okumam gereken birkaç yazı vardı. Onları okurken, Eymen bana seslendi ve bu güzel resmi gösterdi. Öğretmenleri, Türk kültürü hakkında bir resim yapmalarını istemiş. Ben de bana ilk sorduğunda, aklıma gelen ilk birkaç şeyi sıralamıştım. Benim sıraladıklarımı resme aktarmış. Çok çok da beğendim. Tabi ödev olduğunu bilseydim, biraz daha ekleme yapardım. Ancak üçüncü sınıf öğrencisi için bu da gayet güzel. Değil mi?